20120520

Kekik ve Badem



Kekik isimli kitaptan Açık Radyo′da yayınlanan «Bir Dolap Kitap» programı sayesinde haberim olmuştu. Geçen ay kitabı okuduğumuzda, beklentilerimizin çok üzerinde, şaşırılacak derinlikte bir kitapla karşı karşıya olduğumuzun farkına vardık.

«Taşralı farenin büyük şehir macerası» alt başlığını taşıyan kitap, yabancı düşmanlığının kökleri, ırkçılık, özgürlük ve tutsaklık, sol entellektüellerin hayattan kopukluğu, kamusal alanın önemi gibi bir çocuk kitabından çok ciddi yüzlü bir sosyal bilimler kitabında karşınıza çıkmasını bekleyebileceğiniz pek çok temaya temas ediyor, bunları mizahi bir dille ele alıyor, ancak basitleştirmiyordu. Zalimler zalimdi ve ezilenler sayıca çok ama güçsüzdü, yine de hiçbir şey siyah-beyaz olarak sunulmuyordu. 

Kekik, taşradaki evinden ayrılıp kente geldiğinde sadece macera peşindeydi. Dünyayı görmek ve tanımak istiyordu, yani bir fare ne yapması gerekiyorsa onu yapmalıydı. Kente adımını atar atmaz farelere karşı örgütlenmiş kötücül kedilerle karşılaşacaktı ve hemen ardından da onun tanıdığı farelere hiç benzemeyen Korna ile. Kekik bu süreçte hem kendisi değişecek hem de kentteki durumu değiştirecekti.

Kötücül kediler demişken, kedilerin örgütünün başında Düşes isimli kedi vardı. Bu kedi, doğuştan kötücül değildi elbette, sadece bir zamanlar sahibi olan küçük kız tarafından çok sevilen bu beyaz kedinin, eve alınan Kırıntı isimli farecik tarafından pabucu dama atılınca tüm farelere savaş ilan etmeye karar vermişti, o kadar. Dünyayı farelerden temizlemeye yemin etmişti ve kedilerin gittikçe yumuşamasına dayanamıyordu.

Kırıntı isimli farecik ise, bir zamanlar Düşes′in yaşadığı odanın penceresinden gördüğü kadarıyla bildiği dünyayı keşfetmek istiyor, ancak özgürlük ile rahat arasında tercih yapması gerek. Ne de olsa yemeği var, huzurlu ve sıcak kafesinde yaşıyor. Peki dışarıya çıkmak için bunlardan vazgeçmeye değecek mi?

Uzun zamandır ne zaman «şu kişi şu öteki kişiye aşık oldu ve öbürküsünü aldattı, sonra da aile çok önemlidir» temasını tekrar ede ede bitiremeyen yetişkin filmlerindense (örneğin en son pek bir övülen Descendants, yine yeni yeniden bu temayı işliyordu) dönüp çocuk filmlerini seyredersek (ister Pixar, ister Nickledeon, ister uzakdoğu animeleri vs.) inanılmaz bir hayalgücü, zengin alt metinler, semiyotik gönderiler ve politik mesajlarla karşılaşıyoruz. 

Çocuk kitapları da böyle demek ki! Üstelik Kekik, Badem ve Arkadaşları serisinin ilk kitabı olarak yayınlandı ve ardından serinin ikinci kitabı olan Badem de raflardaki yerini almış durumda. Kitabın yazarı Avi′nin Türkçe′ye çevrilmiş birkaç tane çocuk ve gençlik kitabı daha var piyasada.

Şimdi Avi’nin Badem isimli kitabı bekliyor bizi sırada. Bu kez ormanda zalim bir baykuşa karşı tek başına mücadele eden fare Badem’in macerasını okuyacağız. Zalim baykuş Sivrigaga, fareleri ormanın tehlikelerle dolu olduğuna inandırmış ve onlara hükmediyor. Zaman zaman aralarından istediğini yiyor, onlardan istediği ise itaat etmeleri. Badem, kitabın başlarında yaşadığı büyük acı ile gerçeğin peşine düşecek.

Baykuşu yenmek bir savaş evet, peki ya farelerin zihnindeki tabuları yıkmak mümkün olacak mı? Bunu henüz ben de bilmiyorum. Kitabı okudukça öğreneceğim.

Badem ve arkadaşları HayyKitap tarafından yayınlanıyor. Kitapların çevirilerini Hande Anapa ve Deniz Resul gerçekleştirmiş. Her iki kitaba da Brian Floca’nın çizimleri eşlik ediyor. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder