20120331

Kültür Merkezleri: Kamusal Hizmet mi, Özel İşletme mi?



Elimde Kadıköy Belediyesine ait üç farklı kültür merkezinin (Caddebostan Kültür Merkezi, Kozyatağı Kültür Merkezi ve Barış Manço Kültür Merkezi) Nisan ayı programları duruyor. Üçünde de pek çok etkinlik var, tiyatrolar, söyleşiler, konserler... Ancak sorun şu ki, bu etkinlikler ortalama 30 liralık bilet ücretleri ile katılabileceğiniz etkinlikler.


Bildiğim kadarı ile belediyelere bağlı kültür merkezleri, belediyenin bütçesinden kültür-sanat faaliyetlerine ayrılan pay ile yürütülen yerlerdir. Dolayısıyla bu mekanların giderleri, o ilçede yaşayan vergi mükelleflerinin ödemeleri ile karşılanır. Çünkü bu kuruluşlarının amacı kamu hizmetidir.


Elbette bu mekanlarda bazı etkinlikler ücretli olabilir. Ancak Kadıköy Belediyesi söz konusu olduğunda yegane ücretsiz etkinlikler, bir takım kişisel gelişim seminerleri oluyor. Bunun haricindeki etkinlikler ise ancak orta üstü gelir seviyesine sahip insanların karşılayabileceği etkinlikler oluyor. Öğrenci biletlerinin 40-50 lira olduğu bazı etkinlikler dahi var!


Böylece, asıl işlevi kamu hizmeti olan bu mekanlar, tamamen birer ticari işletmeye dönüşüyor. Bu haliyle, özel bir tiyatro salonundan, konser mekanından (sözgelimi, özel işletmeler olan ve elbette kar amacı güden veya en azından kendi yağında kavrulması gereken Salon İKSV veya Garajİstanbul'dan) ne farkı kalıyor?


Büyükşehir Belediyesinin mekanları ise bu anlamda oldukça farklı. Örneğin, Beyoğlu'nda bulunan Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nin programı ay boyunca bir dizi akademisyenin kendi alanlarında verecekleri ücretsiz konferanslar ile dolu. Bu konferansların konusu sağlıktan modaya, tarihten sosyolojiye geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Ücretli etkinlikler ise vizyonda göremeyeceğimiz alternatif filmlerin gösterimleri ve bunların gösterimleri de yalnızca 4 ve 2 lira. (Kadıköy CKM'nin içerisinde ise AFM sineması var!) Böylece bu kültür merkezi gerçekten de herkesi davet eden, farklı farklı kesimlere hitap eden tam bir kamu hizmeti oluyor. Bence Kadıköy Belediyesi (ve artık ne olur bu belediyenin seçmeni) bu örneği dikkatle incelemeli. Hem daha açık bir mekan hem de kültürel açıdan çok daha yukarı bir çizgide, üstelik yıllardır bu çizgiyi bozmadan sürdürüyorlar. 


Belediyelere ait mekanların ücretli etkinliklere, örneğin özel tiyatrolara tamamen kapanması taraftarı değilim. Çünkü bu tür sanatçı gruplarının mekan konusunda ne kadar çok sıkıntı çektiklerinin farkındayım. Ancak bence ücretli etkinlikler ile ücretsiz etkinliklerin oranı daha farklı olmalı. Programlar düzenlenirken kamu yararı gözetilmeli. Kültür merkezlerinden her gelir grubundan insanın yararlanabilmesi sağlanmalı.


Biliyorum, neoliberal dönemdeyiz, böyle şeylerde bahsetmek bile abes kimilerine göre ama, belki o zaman kamu hizmetine ait olan bu mekanlar gerçekten kamuya açılır. Belki de bir gün belediye seçimlerinde ideolojik konumlarımıza göre değil de aldığımız hizmete göre de oy vermeye başlarız. Fazla mı iyimser oluyorum acaba?


Sonnot: büyükşehir, kadıköy'e de bir tztkm lütfen...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder