20110613

Vamık Volkan'a Açık Mektup*

*Radikal İki, 12 Haziran 2011

İsminizi değil daha psikoloji diplomasına sahip olmak, daha psikoloji öğrencisi dahi değilken biliyordum. Öğrencilik dönemimde çeşitli kitaplarınızı okudum. Yas kavramı üzerine yazdıklarınızın politik psikoloji ve siyaset bilimi alanında çalışan pek çok kişi için ilham verici olduğunu gözlemlemeye devam ediyorum.

İlk okuduğum kitabınız “Kimlik Adına Öldürmek” ismindeydi. Bu kitap yıllar sonra şimdi yine elimin altında duruyor. Uzun uzun anlatıyorsunuz, insanların, geniş grup kimlikleri adına nasıl gözlerini kırpmadan cinayetler işlediğini, bu cinayetlerin nasıl kitlesel trajedilere ve travmalara yol açtığını…

Buralarda benzer bir durum yaşanıyor, takip ediyorsunuzdur. Geniş medya ne kadar yer veriyor bilmiyorum, ancak Türkiye’nin kentlerinde sürekli olarak eşcinsel ve trangender cinayetleri gerçekleşiyor. İki-üç günde bir, bu konuya duyarlı haber sitelerinde, dernek iletişim sayfalarında bu cinayet haberleri yer alıyor. Cinayetle sonuçlanmayan şiddet olayları ise kat kat fazla, kimi zaman bu olaylar da haber oluyor, kimi zamansa yaşandığı ile kalıyor.

Eşcinsel ve transgender hareketi, uzun yıllardır gerçekleşen bu cinayetlerin ve şiddetin öyle rasgele gerçekleşmediğini, her bir cinayetin ve şiddet eyleminin politik olduğunu ısrarla vurguluyor. “Eşcinsel ve transeksüel cinayetleri politiktir” yazan pankartlardan mutlaka görmüşsünüzdür.

Tam da böyle bir ortamda bir süredir, bir grup psikolog, psikolojik danışman ve psikiyatr, eşcinselliğin bir hastalık olduğu ve onların da bu hastalığı önleyebilecekleri ve tedavi edebileceklerini öne sürüyorlar ve bu savlarını her fırsatta ortaya atıyorlar. Ne yazık ki bu savları hükümet tarafından da destekleniyor.

Oysa, siz bir psikiyatri profesörü ve bir psikanalist olarak böylesi bir iddianın bugün dünyanın hiç bir saygıdeğer psikolog ya da psikiyatr tarafından ciddiye alınmayacağını çok iyi biliyor olmalısınız. APA başta olmak üzere tüm psikoloji ve psikiyatri kuruluşları böylesi bir iddianın sahiplerini şarlatan olarak niteleyecektir. Böyle birşeyi size anlatmaya çalışmayı dahi anlamsız buluyorum.

Peki, böylesi bir iddiayı kim öne sürüyor o halde, diyeceksiniz belki. Bu iddianın sahibi CİSED, Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği adı altında faaliyet gösteren kuruluş. Eşcinselliğin bir hastalık olduğu ve tedavisini kendisinin bulduğunu öne süren Cem Keçe isimli şahıs tarafından kurulan bir dernek.

Google’a “eşcinsellik” yazdığınızda en üstte onların adresleri çıkıyor. Bu adreste, ailelere çocuklarının eşcinsel olmasını nasıl engelleyeceklerinden tutun da, eşcinsellik hastalığına yakalanmış kişilerin nasıl tedavi edilmesi gerektiğine kadar bir yığın yalan yanlış bilgi karşınıza çıkıyor.

Neyse ki, uzunca bir dönem, mail gruplarında, internet sitelerinde, gazete köşelerinde bu derneğin etrafa saçtığı bu bilgilerin yalan ve yanlış oldukları ifşa edildi. Eşcinsel hareketi ve duyarlı psikologlar bu derneklerin önüne giderek basın açıklamaları yaptı.

Fakat bu dernek vazgeçmiyor. Her fırsatta, kürsü bulduğu her yerde eşcinselliğin bir hastalık olduğunu, eşcinsellerin anormal olduklarını anlatmaya devam ediyorlar. Bunu yaparak, sokaklarda gerçekleşen şiddetin bir başka versiyonunu yaratıyorlar. Üstelik bir de bundan para kazanıyorlar. İnsanları kandırarak, bir tabudan yararlanarak para kazanıyorlar.

Onlar, eşcinselliğin bir hastalık olduğunu her fırsatta söylerken, sokaklarda da birileri her fırsatta eşcinsellere saldırıyor, öldürüyor. Nefret söylemini nefret cinayetleri izliyor. Bunları da siz çok iyi biliyorsunuz zaten.

İşte bu söz konusu dernek, sizin önümüzdeki haftalarda konuğu olarak Ankara’ya geleceğiniz ve bünyesinde eğitim vereceğiniz dernek. Şimdilerde, ulaşabildikleri tüm mail gruplarında ve internet sitelerinde “Nobel Barış Ödülü Adayı Prof. Dr. Vamık Volkan CİSED’in konuğu olarak Ankara’da” şeklinde mailler gönderiyorlar. İsminizi ve ünvanınızı kullanarak kaybetmiş oldukları itibarlarını geri kazanmaya çalışıyorlar.

Dahası, sizin eserlerinizi okuyan, sizi takip eden bir çok psikologu ve psikoloji öğrencisini dernekleri ile tanıştırmalarının bir yolu da olacak bu eğitim. Yaydıkları “Eşcinsellik hastalıktır, anormalliktir” şeklindeki nefret söylemini çok daha güçlü ve belki de çok daha kalabalık olarak yayacaklar.

Bütün bunları biliyor musunuz, bilmiyorum. Ancak, eğer gerçekten birilerinin “kimlik adına öldürülmesi” sizi rahatsız ediyorsa ne yapmanızın doğru olacağını tahmin edebilirsiniz.

CİSED ile işbirliği yapmayın, basına ve kamuoyuna eşcinselliğin bir hastalık olmadığını, bunu öne sürenlerin bir nefret söylemi yaydıklarını söyleyin. CİSED’in savlarının işini doğru yapmaya çalışan hiçbir psikolog veya psikiyatr tarafından saygı görmeyeceğini anlatın. Sizin bunu söylemeniz pek çok şeyi değiştirecektir.