20110716

Kalbimizde caz, aklımızda ırkçılık

My only sin 
Is in my skin 
What did I do 
To be so black and blue? 
Louis Armstrong

Pekala, son zamanlarda caz müzik epey ilgimi çekiyor. Birbirinin tekrarı ve hiçbir yaratıcılık sunmayan müziklerden fena halde bıkmışken bu müziği keşfettim ve dinledikçe daha fazla keyif almaya başladım.

Dinlemeye başlamamın sebeplerinden bir tanesi de, yıllar önce İngiliz Edebiyatındaki bir hocamın Beatniklerin ilhamları arasında olduğunu söylediği Bebop müziğini tanımak istememdir. Bebop, özellikle 1940larda Sivil Haklar Hareketinde, yani ABD'de siyahların seslerini duyurmaya başladıkları dönemde yaygın olan caz biçimi idi.

Bu sebeple de, İKSV'nin caz festivaline bakadurur oldum. Gerçi orada sadece Miles Davis'in anısına yapılan konser ilgimi çekmişti. Ona da gidemedim. Öte yandan çok da gidesim olmamıştı. Çünkü festivalin sunuluş biçiminden, tanıtımında öncelik tanınan yerlere kadar fazlasıyla burjuvazinin damak tadına hitap eder bir havası vardı. Bu da bana batıyor. İşçi sınıfından birisi olarak da sanat ilgimi çekiyor. Bu da ayrı bir mevzu.

Bunları yazmazdım. Ama az önce bir haber okudum. (Haber bu linkte)Bu bahsettiğim caz festivali kapsamında bir etkinlik düzenlenmiş bu gece. Etkinliğin bir kısmında Aynur Doğan da sahne alacakmış. Kendisi Kürtçe şarkı söyleyince bir takım insanlar yuhalamaya başlamışlar. Aynur Doğan sahneyi ikinci şarkıda terk ederken bu insanlar da İstiklal Marşlarını okuyorlarmış. "Vatan bölünmez" gibisinden sloganlar atmışlar.

Aynur Doğan'a destek olan seyirciler de varmış. Bunun üzerine salona bir yığın polis girmiş vs.

Caz, nereden nereye diye düşündüm. Bu etkinliklerin biletleri günler öncesinden tükeniyor. Üstelik bahsettiğim etkinliğin biletleri 120 liradan başlıyormuş ve öğrenci bileti 30 lira imiş. Yani bu kitlenin dün bu konseri basmak üzere bilet alan BBPli bir grup olduğunu zannetmiyorum. Bu insanlar muhtemelen festival izleyicisi.

Caz festivainde daha birkaç gün önce böyle bir olay daha olmuştu, Radikal'den Berrin Karakaş yazmıştı. Festival kapsamında yazarlar çalıyor partisi gibi birşey düzenlenmiş, Kürtçe şarkı çalınınca oradaki DJ müdahale etmeye kalkmış, "Biz bu dili bilmiyoruz" demiş, çalınmamasını 'rica etmiş'.

Geçenlerde Milliyet Sanat'ta okuyordum, yıllar önce Miles Davis gelmiş bu festivale, sonra seyirciye yan dönmüş, enstürümanını duvara baka baka çalmış, hiç seyirciye bakmamış. Şimdi neresini dönüp çalardı acaba. Elbette seyirciler arasında Aynur Doğan'ı destekleyenler olmuş, "Yaşasın hakların kardeşliği" diye slogan atanlar da olmuş. Ama yahu, sahneye pet şişe fırlatanlar da olmuş. Kürtçe bir şarkı duydu diye sahneye pet şişe fırlatacak bir insanı düşünüyorum da, bir de caz müziğin anlamını.

Bir de, mesela caz festivali düzenleyen bir kurumun tek işi gelen sanatçıların aldığı ödülleri sıralayıp, süslü püslü broşürler satıp, ilanlar verip bilet satmak mıdır? Mesela bu kurumun cazın politik yönünü vurgulamak gibi bir işi, görevi, ödevi de yok mudur? Bir caz festivalinde iki tane ırkçı olay yaşanıyorsa, İKSV'nin bunda hiç günahı yok mudur? Yani, çıkıp da siyahların hak ve hukuk mücadelesinin arka planındaki müziğin festivalinde bunlar oluyorsa, bu festivalin düzenleyicilerinden de bir özeleştiri beklemek fazla mı olur? İKSV sadece olayların üzücü olduğunu ve sanatın dilinin evrensel olduğunu söylemiş yazılı açıklamasında.

Bütün bu sorularla birlikte, şu film sahnesini de koymadan edemiyorum. Gönül Yarası filminden, Aynur Doğan söylüyor, Dar Heji Roke. Bebop'ı anlamak için siyah olmak mı gerek? Bu türküye ağlamak için Kürtçe bilmek mi gerek?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder