20100927

Sokak köpekleri

Beşiktaş'ta, otobüs duraklarının orada, gecenin bir vakti, ancak Cuma gecesi, o yüzden hiç de ıssız değil. Trafik akıyor ve duraklara tıklım tıklım dolu otobüsler geliyor. Durağa insanlar gelip gidiyor, bizim otobüsümüz ise bir türlü gelmiyor.
Durağın sakinleri arasında birkaç tane de sokak köpeği var. Durağın etrafında dolaşıp duruyorlar. Kimi zaman insanların bekledikleri yere gelip oturuyorlar, sonra bir an öfkelenip yoldan geçen arabalara öfkeyle haykırmaya başlıyorlar.
Durağın sakinlerinin tepkileri farklı farklı. Kimisi korkuyor bu olan bitenden. Köpekler oldukça iriler, üstelik bağırdıklarında ve arabaları kovaladıklarında oldukça heybetli görünüyorlar. Sesleri gür çıkıyor. Ancak duraktakilere bir zarar vermeyecekleri çok açık. Öfkelendikleri arabaları oradan kovduklarına ikna olduktan sonra sakinleşmiş bir biçimde oturuyorlar. Kimisi onların bu halleriyle alay ediyor, köpeklerin bağırarak, havlayarak o arabaları oradan kovabildiklerini sanmalarına gülüyor. Kimisi onları oradan kovmaktan bahsediyor, çıkardıkları gürültüden rahatsız oluyor.
Otobüs bir türlü gelmiyor. Dakikalar geçiyor. Köpekler çıldırmışçasına bağırıyor, sonra sakinkeşip durağın önüne oturuyorlar, sonra tekrar çıldırıyorlar, sonra tekrar sakinleşiyorlar, bu böyle gidiyor.
"Başlarına birşey gelmiş" diyor yanımdaki kadın "bak, hep taksileri görünce çıldırıyorlar. Bir taksi onlara kötülük yapmış. Kim bilir, aralarından birine mi çarptı ve kaçtı, yoksa yavrularına mı zarar verdi... Onlar da şimdi ne zaman bir taksi geçse onu kovuyorlar, güçleri yettiğince, ellerinden geldiğince zalimliğe karşı mücadele ediyorlar."
Her şeyin özeti gibi sanki. Bir yerde zulüm olmuş ve mazlumlar güçleri yettiğince haykırıyorlar. Evet, kimi zaman gülüyor insanlar, tanklara karşı taş atanlara, kapitalizme karşı grev yapanlara, ya da taksilere karşı havlayan köpeklere, onlarla dalga geçiyorlar, anlamıyorlar, hatta rahatsız oluyorlar. Onlardan korkuyorlar. Onlara zarar vereceklerini sanıyorlar. Canları sıkılıyor, görmek bile istemiyorlar.
Bazen de başka bir insan çıkıyor ve orada mazlumun ne için haykırdığını anlıyor. Aynı dili konuşmasına gerek yok, aynı renkten, aynı milletten, aynı cinsiyetten ya da cinsel eğilimden, hatta aynı türden olmasına bile gerek yok. Ama anlıyor.
Gözlerim yaşarıyor, sokaktaki şu kimseye zararı olmayan köpeklere zalimlik yapabilen insanlar da geçti o gün o duraktan, sarı bir taksiyle, ama mazlum olan bir köpek de olsa onun da dilinden anlayan bir kadın da geçti. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder