20100606

Gemiler bu kez neyi anlattı?

Bundan bir kaç sene önce, Tuzla'dan her gün işçi ölümü haberlerinin geldiği, artık yaşananların kaza olmaktan çıkıp katliama dönüştüğü o karanlık günlerde Kadıköy'deki ufak bir sergi salonunda "Gemiler Neyi Anlatıyor?" diye bir sergi açmıştık. Sergilediklerimiz gemi şeklinde kesilmiş kartonlara Barışarock'ta açtığımız standa gelen insanların yazıp çizdikleriydi

Yaptığımız bir kelime oyunuydu elbette, çünkü herkes bilir, tüm edebiyat eserlerinde gemi demek ölüm demektir. Gemiler ölümü anlatır, hemen aklınıza Yüzüklerin Efendisi'nin son sahnesi gelsin. Ya da Yahya Kemal Beyatlı'nın Sessiz Gemi şiiri... Biz de "bu kez ölümü değil, umudu anlatsın, isyanı, direnişi anlatsın gemilerimiz" demiş, kartondan gemiler yapmıştık. Tabii bunca zalimlik karşısında "Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak" idi bizimkisi.

İHH'nin yaptığı ise bambaşka bir şeydi. İHH'nin gemisi gerçekten de isyanı, direnişi, umudu anlatıyordu, tüm baskılara, tüm zulme, tüm şiddete rağmen insanlığın içinde o ölmeyen 'bir şey'i temsil ediyordu. İsrail askerleri o şeye saldırdılar, Gazze halkının yemeğe, ilaca, çocuk parklarına kavuşmasına dahi tahammül edemeyen bir zorbalıktı İsrail'inkisi. İsrail, Gazze halkının yavaş yavaş açlıktan, hastalıktan, izole edilmişlikten ölmesini, kendiliğinden yok olmasını bekliyordu. Sonra da "kutsal topraklarına" sonsuza kadar sahip olabilecekti. Nasıl olurdu da bir gemi dolusu yardım malzemesi Gazze'ye ulaşıp bu ablukayı kırardı, buna bir kez izin verirlerse Gazze sonsuza kadar yaşardı. Bu bütün planları alt üst edecekti. İsrail o gemide silah vardı diyordu, biliyordu ki o gemideki en büyük silah umuttu, yiyecekti, çocuk parklarıydı. Evet, yok olmaya terk edilmiş, tecrit edilmiş bir halk için çocuk parklarından daha büyük bir silah olabilir miydi?

Dünyanın tüm zalimleri gibi, önce umuda saldırıyordu İsrail. Ama bir hesap hatası yaptı. Bu hatanın bedelini ödeyecektir muhakkak. Şimdi tüm dünya halkları İsrail'in zalimliği ile yüzleşti, tüm dünya ayağa kalktı, dünyanın tüm başkentlerinde aktivistler "Hepimiz Furkan'ız, bize de ateş edin" diyerek sokağa çıktı. Filistin halkına uygulanan sansür kırıldı. Dünyanın farklı yerlerinden gemiler gidiyor şimdi Gazze'ye, İsrail onları da durdurmayı deniyor, denesin, artık bir önemi yok. Artık abluka kırılmıştır, artık İsrail'in hegemonyası sona ermiştir.

Umarım dostun ve düşmanın kim olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Mesela tüm dünya İsrail'in zalimliğine karşı sokaklara çıkarken "Hamas'ın insanlık dışı hareketleri de neden aynı şekilde kınanmıyor?" diye yazan Can Dündar, "İsrail'i protesto edenler neden aynı gün PKK'nın yaptığı eylemleri de protesto etmiyor" yazacak kadar yüzsüzleşen Can Ataklı, hatta daha da saçmalayarak PKK'nın İsrail'le işbirliği içerisinde olduğunu (!) yazan Murat Yetkin (ah, elbette Kürtler Öcalan'ın yakalanmasında en önemli rolü oynayan İsrail ile çok yakın ilişkiler kurmaktadır kesinlikle!!!) gibilerin kimlerin tarafında olduğu, diğer meselelerde de bu gibi isimlerin yanında duranlar tarafından da sorgulanır umarım.

Dünyanın birçok yerinden Gazze'ye doğru yola çıkan gemiler artık umudu anlatıyor. Bu umut dünyada ezilen, hakkı yenen tüm mazlum halklar içindir aynı zamanda. Umarım gerçeklerle yüzleşmek Türkiye'yi de değiştirir. İsrail devletinin zalimliğini görürken kendi devletimizin ve hükümetimizin kendi vatandaşlarına yaptıklarını da görmeye başlarız.

Yaşasın küresel intifada!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder