20100119

19 Ocak 2007... 19 Ocak 2010

3 yıl önce bugün neler değişti? Ben değiştim, pek çoğumuz değiştik, sokaklar değişti, bu ülke, bu ülkeye olan bakışımız... değişti.

Değişmeyen şeyler de var, mesela birisi bu karanlık cinayetin üstünü örtme çabası. Daha ilk günlerde Ertuğrul Özkök'ün yazdığı "bu cinayet üç beş maceracının işidir" ana temasında süren bir dava başladı ve değişmemekte inat etti. Katillerin değil, cinayetlerin hesabını soranların cezalandırıldığı çarpık yargı sistemi devam etti.

18 Ocak günü başka bir gazetecinin katili serbest bırakıldı -Ağca- ve davulla zurnayla karşılandı. Üstelik çıkar çıkmaz insanlığın kaderinin ellerinde olduğunu falan açıkladı. BBC'ye göre bir İtalyan yayınevi ile hayatını yazması için milyonlarca dolara anlaşmış. Bu görüntüleri izlerken gelecekten korktum, Ogün Samast'ın serbest bırakılacağı ve davul zurnayla karşılanacağı, otobiyografisi için bir yığın para alacağı karanlık bir gelecekten. Sonra kızdım kendime, Kafes planını yapanlar, Hrant'ın ölümünü planlayanlar, hatta bu cinayetin adına "operasyon" deyip brifingler imzalayanlar değil ceza evine girmek devletten hala maaş almaktaydı. Bu cinayetin işlenmesinde çok değerli katkıları olan çok önemli bir takım şahsiyetler terfi üstüne terfi almaktaydı. O bir türlü gerçekten başlayamayan davanın savcıları ise bu belgeleri, bu kanıtları bir tarafa bırakıp avukatların tüm taleplerini reddetmekle meşgul oluyorlardı.

Şimdiden cinayetin azmettiricisi olarak bilinen Erhan Tuncel'in kendi yattığı cezaevine gardiyan olarak başvurusunun ön kabulünün yapıldığıyla ilgili bir haber var. Böyle bir görev için ise sadece KPSS sonucuna bakılıyor olması ise değişmeyenlerin arasında. (Bir de "adam KPSS'den 83 almış helal olsun" diye yorum yazan kayıtsızlıkta en önde Habertürk okuyucuları var tabii, hiç değişmiyorlar)

Ama en acısı Hrant'ın arkasından yürüyenlere ABD'nin oyununa geliyorsunuz diyen bir zihniyet vardı ve o da hiç değişmedi, aynen duruyor. Bugünlerde Hrant Dink'i öldürmeyi büyük bir darbe tezgahının ilk adımlarından biri olarak planlayanların yargılandığı ve yargılanacağı Ergenekon davasına fasa-fiso demekle meşguller. Kemal Kerinçsiz bugün demir parmaklıklar ardında Silivri'de yatıyor olmasaydı benzer planların gerçekleştirilmesi için o büyük çabalarını göstermeye devam ediyor olurdu. Kendisini mahkeme önü linçlerinden tanıyoruz, o linçlerde ona eşlik edenler bu günlerde Silivri'de protestolar düzenlemekle meşguller. Onların Yalçın Küçük imzalı paranoyak zihniyetlerinde hiçbir değişim olmadı, büyük ihtimalle de olmayacak.

Hrant Dink'i hedef haline getiren kocaman puntolar hiç değişmedi, yeni yeni hedefler bulmaya başladılar kendilerine. Son zamanlarda Emine Ayna'yı hedef seçtiler, ağzından çıkan her sözü çarpıta çarpıta yayınlıyor, sürekli hedef gösteriyorlar. Aradan geçen zamanda daha kaç kişi hedefi olmadı ki o kanlı manşetlerin, sürmanşetlerin. İsimler değişiyor, gazeteler değişiyor ancak zihniyet hep aynı, "bir aydını, politikacıyı ya da gazeteciyi gözüne kestir ve olabildiğince karala". Bu yöntemleri hiç değişmedi ve hiç değişmiyor.

Farklılıklara olan saldırganlık peki, o değişti mi? Çingenelere saldıran, DTP'yi taşlıyan ve kapatan, sokak ortasında göstericilere ateş açanlar da hiç bir yere gitmediler. Duruyorlar oldukları yerde.

Yalnız değişmeyen bir şey daha var:

Nasıl ki on binlerce insan daha o gün kimse çağrı yapmadan kendiliğinden sokağa çıktıysa, nasıl ki yüzbinler "hepimiz Ermeniyiz" dediyse, nasıl ki 11 duruşmanın 11inde de mahkemenin önünde nöbet tuttuysak yaz demeden kış demeden, bu 19 ocak'ta yine saat 14.30da AGOS'un önünde olacak, yine HEPİMİZ HRANT'IZ diye haykıracağız.

Üstelik bir şeyleri sonsuza dek değiştirmek için, içinde bulunduğumuz bu cehennemden bir cennet yaratmak için, tam da Hrant Dink'in dilediği gibi, Şişli'nin bir caddesinde hain bir kurşunla yarım kalan hayallerinde olduğu gibi....

Adaletin, kardeşliğin hüküm sürdüğü, onurlu bir hayat istiyorsanız, siz de bizimle olun.

Not: Yarın Şişli'deki Ergenekon Caddesi'nin ismi değişerek Hrant Dink caddesi yapılacak ve bir gün Ergenekon zihniyetinin hüküm sürdüğü tüm sokaklarda Hrant'ın barış ve kardeşlik dolu kalbinin hüküm süreceği günler düşlenecek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder