20090910

Günahlar ve bedelleri

“İsa birilerinin günahları için öldü, benimkilerin için değil” diyor Patti Smith, Gloria isimli şarkısına başlarken. Her ne kadar punk rock’ın en önemli sembollerinden sayılan bir isyankar olsa da, bu sözleriyle günümüzün modern insanının ruh halini yansıttığını düşünüyorum. Modernite içerisinde insan kendi davranışlarının sorumlusu ve başına gelenler de kendi davranışlarının ürünü, eğer yeterince çalışırsa başarılı olabilir, eğer başarısızsa bu yaptığı yanlış tercihlerin sonucudur: fakirler fakir kalmayı hak ettiklerinden fakirdirler ve her zenginin geçmişinde örnek alınası bir başarı öyküsü vardır.

Ancak olan bitene biraz bakınca çok farklı şeyler görüyoruz. Küresel ısınma, en kötümser bilim insanlarının beklentilerinden daha kötüye evrilerek, buzulların erimesiyle atmosfere karışan metan gazıyla beraber ‘ani iklim değişiklikleri’ olarak yaşanmaya başlandı. Bu iklim değişikliğine sebep olanlar dünyanın en endüstrileşmiş bölgeleri ve elbette bu endüstrinin sahibi, kar edeni ve müşterisi olan ileri kapitalist ülkeler iken, iklim değişikliğinden ilk etapta etkilenen bölgeler dünyanın en yoksul bölgeleri olacak. İleri kapitalist ülkelerde yaşanan görece refahın bedeli, içme suyu ve besine ulaşmakta dahi sıkıntı yaşayan yoksul bölgelere ödetiliyor. Bu bölgelerde şimdiden 26 milyon insanın evsiz kaldığı söyleniyor.

Bu yeni bir şey değil, gelişmiş ülkelerin refahının bedelinin yoksul ülkelerin sefaleti olması alışılagelmiş bir durum. Çevre dostu olarak pazarlanan ve artık uçaklarda dahi kullanılan biyo-yakıtların yol açtığı besin krizi hala her gün binlerce insanın açlıktan ölmesine sebep oluyor. Oysa bir arabanın deposunu doldurmaya yetecek biyo-yakıt üretmek için, bir kişiye 365 gün yetebilecek kadar besin harcanıyor. Yoksul ülkelere kredi veren IMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşlar, bu ülkelerin ürettikleri besin maddelerini ihraç etmelerini ve böylece borçlarını ödemelerini dayatıyor. Böylece toplu taşıma araçları yerine arabalarımızla ya da trenler yerine uçaklarla seyahat edebiliyor olmamızın bedelini, bütün gün mısır tarlalarında çalışan ancak çocuklarına ekmek bile götüremeyen, çocuklarının susuzluk ve açlıktan ölmelerini izleyen Afrikalı çiftçiler ödüyor. Bugün dünyada 800 milyon insan açlıkla boğuşuyor, bunun önümüzdeki dönemde biyo-yakıtların kullanımının artmasıyla 1,2 milyar’a çıkması bekleniyor. Bir yandan küresel ısınmanın etkileri bir yandansa tüketimin ve kişisel konforun sürekli teşvik ediliyor olması bu yoksulluğa ve açlığa karşı gösterilen tüm çabaları boşa çıkarıyor.

Şimdi başkalarının günahlarının bedelini ödeme sırası bize geldi. Dünya bankalarının ve elbette kapitalizmin kurgulamış olduğu ve bir gün batacağı aşikar olduğu halde yine de devreye sokulan bir kredi sistemi nihayetinde duvara tosladı ve içerisinde olduğumuz küresel ekonomik kriz ortaya çıktı. İstanbul Bienal’inin Brecht’ten alıntıladığı slogan çok haklı: ‘Banka kurmanın yanında, banka soymak nedir ki!’ Hükümetler bu çöküşten kaynaklanan büyük açığı doldurmak için bizim vergilerimizden milyarlarca doları şirketlere aktardılar ve bunu yaparken bize hiç danışmadılar. Şirketler ayakta kalabilsin diye on milyonlarca insan işten çıkarıldı, işlerine devam edenlerin pek çoğu maaşlarını almakta sıkıntı çekiyor. Her birimiz daha yoksullaştık, her geçen gün yoksullaşmaya devam ediyoruz.

Hiç de modernitenin iddia ettiği gibi, kendi kararlarını veren, kendi yaşamını çizen özgür bireyler değiliz. Aksine, yaşamamıza ya da ölmemize, refah içinde olmamıza ya da açlıktan kırılmamıza bizim yerimize karar verenler var, her günümüzü onların günahlarının bedellerini ödemekle geçiriyoruz ve bu olurken bir yandan da bizim günahlarımızın, açgözlülüğümüzün, konfora düşkünlüğümüzün bedelini başkaları ödüyor.

Tüm bunları planlayan insanlar, IMF ve Dünya Bankası yöneticileri Ekim ayında önümüzdeki yıl kimlerin yaşayacağına ve kimlerin öleceğine karar vermek üzere İstanbul’da toplanacaklar. Gittikleri her yerde protestolarla, lanetlenmelerle karşılaşan bu insanları İstanbul’da da büyük protesto gösterileri bekliyor olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder