20090824

Atanmışların İktidarı Kürt Çözümüne Karşı!

Tarhan Erdem'in geçen hafta Taraf'a verdiği "Kürt Açılımı siyaseti sarsacak" başlıklı röportajı CHP ve Baykal hakkında önemli tespitler içeriyor ve artık bu partinin ve siyaset biçiminin ölümünü müjdeliyordu. Yanılıyor, sıradan bir demokrasiye sahip herhangi bir ülkede Baykal tipi siyaset çoktan ölmüştü, ancak Türkiye'de Baykal ve CHP kendisini demokrasiye dayandırmıyor, aksine sokaktaki insanları umursamasını beklemek hatalı olacaktır. Şöyle ki, CHP'nin bittiğine dair yapılan tespitler, Baykal'ın sözlerinin CHP tabanında tepki topladığı söylenerek yapılıyor. Oysa bu taban Baykal'ı ilgilendirmez, Baykal'ı asıl ilgilendiren ise MGK'da bulunan demokrasi dışı güçlerdir, yani seçilmişlerin değil atanmışların tarafı.

İşte bu atanmışlar iki gün önce yeniden devreye girdiler. Herşey önce TÜSİAD'ın yaptığı açıklamayla başladı, açıklama demokratik sürece destek verir gibi gözükmekte, ancak sürekli terörden bahsetmekte, 'Kürt' kelimesini ise kullanmamaya özen göstermekteydi. Takriben toplanan MGK sonrası Erdoğan ve sayın Beşir Atalay'ın açıklamaları ton değiştirdi ve Kürt açılımının ismi birden "teröre karşı sürdürülen mücadele" oluverdi. Sorun "terör sorunu" olarak tanımlandıktan sonra çözümün de askeri çözümlere sıkışması ve ekonomik-kültürel açılımın Kürt hareketinin tasfiyesine dönüştürülmesi şaşırtıcı olmayacak. Böylece Baykal sürdürdüğü muhalefetle süreci yavaşlattığı için egemenlerin bir kez daha gözüne girmiş oldu.

Böylece liberal demokratların ısrarla sorup da cevap bulamadığı sorular kendiliğinden cevaplanıyor, evet, Baykal Kürt sorununda çözüme tabanına ve parti içi tepkilere rağmen karşı çıktı, bunu yaparken de demokrasi dışı güçlerin müdahelesine güvendi. Bakın, CHP 200 yıllık bir devlet geleneğini temsil eden kanlı bir partidir, bu partiyi küçümsemek malesef yaygın bir hareket haline geldi, ancak bu partinin, özellikle de Baykal'ın küçümsenecek bir tarafı yok, aksine hala çok ama çok tehlikeliler.

Liberal demokratların ısrarla sorup da cevaplayamadıkları başka bir soru ise Bahçeli ile ilgili. Cevaplayamazlar, çünkü ne yazık ki liberal tezleri faşizm üzerine çok fazla bir bilgi vermiyor. Devletçilerin de faşizm konusunda yalan yanlış bilgileri var ve onlar da kafa karışıklığı içerisinde AK Parti Bahçeliden tehlikelidir gibi garip fikirler ortaya atıyorlar. Oysa faşizm de hiç küçümsenmeyecek siyasi bir sistemdir ve kendine has taktiklere sahiptir. Faşizmi satırlı bıçaklı ülkücü gençliğe indirgemek kadar büyük bir budalalık olamaz.

Bahçeli, MHP'nin belli bir döneme özgü politikasının temsilcisiydi. Faşizm bir küçük burjuva ideolojisidir ve küçük burjuvazi gerici-statükocu fikirlerde en sabit ve radikal olan sınıftır, çünkü değişimden en fazla zarar görecek olan kişilerdir, her türlü değişimden korkarlar. Ancak bu sınıfın örgütlülüğü zayıftır, bu sebeple sürekli burjuvaziyi ve işçi sınıfını ikna etme uğraşı içerisindedirler. Daima katı ahlakçılık, ırkçılık, milliyetçilik gibi fikirleri kullanır, bu şekilde siyaset yaparlar. Geçtiğimiz dönem burjuvazi sokakta çeteleri olan, adam döven, ırkçı fikirler yayan bir harekete ikna olmazdı, çünkü istikrarın geleceği yer Avrupa Birliği idi ve dolayısıyla demokrasi, insan hakları gibi fikirler revaçtaydı. Bu sebeple MHP burjuvazi ile diyaloğu sürdürebilmek adına imajını yeniledi. Bunun da temsilcisi Bahçeli oldu, Bahçeli güya ülkücüleri sokaktan çekti, MHP'yi 'demokratik'leştirdi. (Bu esnada seçim dönemlerinde ve 2005 süreci gibi dönemlerde söylemler yeniden sertleşti, faşist saldırılar ve idam ipleri yeniden propaganda aracı olarak devreye girdi ama nedense hemencecik unut[tur]uldu bunlar)

Tabii böyle bir şey imkansızdır, faşist bir parti demokratik olamaz. Şimdi yeni süreçte bu demokratiklik işlerine yaramıyor. Ekonomik kriz var ve ekonomik kriz dönemleri işçi sınıfı hareketinin yükseldiği dönemlerdir, bu sebeple burjuvazi kirli işlerini yaptırmak üzere faşist çetelere ihtiyaç duyabilir, dolayısıyla faşizm ile burjuvazi arasında kirli bir diyalog kurulabilir. Son AB parlementosu seçimlerinde faşizmin aldığı tarihi yüksek oylar, özellikle Britanya'da BNP'nin (Britanya Milliyetçi Partisi) aldığı tarihi %8 oy faşizme umut veriyor. Bahçeli'nin 'demokrat' imajı ise buna uymuyor. Önümüzde MHP'nin genel kongresi var ve büyük ihtimalle MHP Bahçeli'nin yerine daha sert, daha ırkçı birisini seçecek. Bahçeli'nin çabası bundan, Bahçeli yüzüne taktığı o demokrat maskesinden kurtulmaya çalışıyor.

Bütün dünyada faşizme faşistlere nasıl davranılırsa öyle davranılıyor. Ortak mücadeleler örgütleniyor, yürüyüşleri engelleniyor, başkanları her gittikleri yerde protesto ediliyor. Burada ise demokrat gazetelerde Bahçeli ile mütabakat olmadan Kürt sorununda çözüm olamayacağı ya da Bahçeli'nin tavrının şaşırtıcı olduğu gibi fikirler kaleme alınıyor. Hatta Tarhan Erdem'e göre Öcalan ile Bahçeli benzerlik gösteriyormuş!!! Bahçeli'nin tavrı hiç de şaşırtıcı değil, fikri neyse zikri de o nihayetinde...

İşte, nihayetinde demokratik açılım terörle mücadeleye dönüştü, ertesi gün Günlük isimli gazeteye bir ay kapatma cezası verildi. "Hayal gücünüzü zorlayın" diyordu Erdoğan, birkaç hafta önce yaptığı o duygusal konuşmasında "Mesele büyümeden çözüme kavuşturulsaydı bugün Türkiye nerede olurdu?”

Bunların söylenebiliyor olmasının en büyük sebebi Ergenekon davası ile birlikte siyasetteki sivilleşme idi, ancak MGK'nın müdahelesi (tabii ki TÜSİAD'ın doğrultusunda) gösterdi ki, "bir-iki-üç daha fazla Ergenekon" sloganını haykırmadan bu sorunlarda çözüm imkansız. İşte askerler bir kez daha müdahele ettiler ve işte açılım bir kez daha karmakarışık oldu.

Yalnız bu kez hesaba katmadıkları bir sokak var. Sokakta insanlar barış umudu içerisinde ve her şeyin her zamankinden daha fazla farkında. Tony Blair, IRA meselesi için "sorunun çözümü için şeytanla bile görüşürüm" demişti, Erdoğan'dan şeytanla görüşmesini isteyen yok, bir halkın meşru temsilcileri var ve meşru talepleri. Buna engel olan, bu sürecin önünü tıkayan herkes ölen ve öldürülecek olan bebeklerden ve gençlerden sorumlu eli kanlı katiller olacaklar ve tarih bugün medya kime diyor olursa olsun onlara "bebek katilleri" diyecek.

1 Eylül Dünya Barış günü Türkiye'nin bütün merkezlerinde barıştan yana olan Türkler ve Kürtler sokaklara çıkacaklar ve "Biji Aşiti" diye hep bir ağızdan bağıracaklar.

Artık geri dönüşü olmayan bir barış yolundayız...

2 yorum:

  1. Kürt lakabını Türkler dağlardakilere takmış Türkün tersi manasında, eşkiya oldukları için, söylenişi kelime olarak böyle.
    Avrupalılara sormalı hadi kürtleri uyuttular, Türkler sormalıyız Kürt çocuğu mu kandırıyorsunuz. Dağlarda yaşayana zamanında kürt denmiş. İki üç tane Ahmet mehmet kürt müş tamam artık tarih yazabilirler, ancak doğu Anadolu topraklarında tarihe baktığımızda Türklerin dışındakilerin hepsi eşkiya, haydut takımı, tarihlerinin yüzde doksanını bunlar oluşturuyor o halde yazsınlar. Teröristlik hırsızlık, eşkiyalık ve masumların kanını dökmekle yazılmış bir tarih. Aslında bu oyun eşkiyalara giydirilmeye çalışılan bir tarih, orada kürt denen bişey vardır,dağlık bölgelerde yaşayanlara ,ne olduğu belli değil, bir kaç aşiretin çıkarlarıyla, dış güçler tarafından kandırılıp her türlü kötü işi yapan bi halk çıktı karşya.. Türküm diyeceğin mi var, demelisin Türksün zaten, teröristten,hainden,alçaktan,ajandan,satılmıştan başka bu gerçeğe kim ne çomak sokabilir.

    Birde bu krolar, adamdan saymazlar mı kendilerini, soyu eşkiya, tarih desen sadece kaçakçı, bölücü, hırsız.. Neymiş tarihleri varmış, özgürlük ve kurtuluş mücadelesi veriyorlarmış, yaa bak bak... Bu embesillere atalarımız ne demiş,
    ''Kürt çocuğu mu kandırıyorsun'' herkesten daha özgür, daha serbest, laçka yaşarlar, suçmuş ahlakmış günahmış takmadan herşeyi yapıp toplum yapısını bozarlar, neyin mücadelesi ulan şerefsizler.. Apo gibiler başında soytarı şapkası ve tavuk tüğüyle dolaştırılıp idam edilirse kahraman olarak ölemeyecektir. Kaçakçılık,eşkiyalık,terör,uyuşturucu,sahte sigara,sahte bilmem ne, vergi kaçırma, fuhuş mafyası, iç organı kaçakçılığı, terör her yerde doğudakinin bin katı, orda beş şehit burda binler zehirleniyor, gelecek kirleniyor. Askerler silahlıdan korurken silahsız terörün önünde ne gibi bir önlem var hem de bu terör askerin karşısındakinin yüzlerce katı..




    http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk28.html
    http://www.angelfire.com/tn3/tahir/trk18a.html
    http://www.biroybil.com/showthread.php?2855-Trkiye-deki-Krtlerin
    http://www.angelfire.com/tn3/tahir/index.html
    http://www.facebook.com/topic.php?uid=85314885568&topic=7667
    http://www.turksolu.org/sehit/16.htm
    http://www.turksolu.org/sehit/secmekurtacilimi1.htm
    http://www.turksolu.org/sehit/secmekurt1.htm
    http://www.turksolu.org/102/kapak102.htm
    http://www.turksolu.org/254/basyazi254.htm
    http://www.turksolu.org/240/basyazi240.htm
    http://www.turksolu.org/93/basyazi93.htm
    http://www.turksolu.org/90/basyazi90.htm
    http://www.turksolu.org/79/basyazi79.htm
    http://www.turksolu.org/ileri/27/kahramanoglu27.htm
    http://www.turksolu.org/sehit/secmekurtulus3.htm
    http://www.turksolu.org/262/basyazi262_2.htm
    http://www.turksolu.org/98/ataberk98.htm
    http://www.turksolu.org/ileri/35/adiguzel35.htm

    YanıtlaSil
  2. hoşgeldiniz efendim, bugüne kadar bu bloga naziler uğrayıp iğrenç sözlerini saçmamışlardı hiç. bir tane de nazi izleyicim olmuş.

    YanıtlaSil