20090608

Faşist AKP(!)

Geçen Çarşamba İstiklâl caddesinde Eğitim Sen uzun saatler süren bir mücadele verdi, bir kaç kez polis barikatlarına yüklenen eğitim emekçilerinin amaçları Ankara'ya toplu sözleşme için eylemine giden meslektaşlarını uğurlamak üzere bir yürüyüş gerçekleştirmekti ancak emniyet buna izin vermemeye karar vermişti. Olay zamanla bir oturma eylemine dönüştü, yürüyüşün yapılması planlanan öğlen saatlerinden akşam saatlerine kadar Galatasaray Lisesi'nin önünden geçen milyonlarca insan direnen, sloganlar atan emekçilerle karşılaştılar.

Sonra bu emekçilere "destek vermeye" çeşitli siyasi partilerin üyeleri gelmeye başladılar. Gelirken parti bayraklarını, dövizlerini vs. ihmal etmemişlerdi elbette. Bununla da kalmadılar tabii ki, kendi partilerinin sloganlarını da atmaya başladılar. Tabii ki emekçilerin hareketinden daha önemliydi onların partilerinin bayraklarının gözükmesi, bu tavırlarını Hrant Dink'in cenazesine bayraklarını açmalarına izin verilmediğinde katılmaktan vazgeçmelerinden hatırlayabiliriz. 

Her neyse, bu da önemli değil. Sonra bu grup ilginç bir slogan atmaya ve bu sloganı alandaki işçilere dayatmaya çalıştı. Bu ilginç slogan "Kahrolsun AKP faşizmi" tarzında birşeydi. Slogan neyse ki alandaki eğitimcilerden tepki aldı ve susturuldu. Ancak bu slogan sadece politik bir bilinçsizliği yansıtmıyor, aynı zamanda bir eylemin nasıl manüple edilmeye çalışıldığının da göstergesi. 

Bu slogana katılan çoğu yaşıtım olan bu gençlerin hayatlarının bir daha hiç bir döneminde gerçekten faşist bir hükümetle karşılaşmamalarını dilerim ki bu attıkları sloganın ne kadar yanlış ve sapmış olduğunu anlamasınlar. Yine de başlarına gelmesine gerek yok, tarih diye bir şey var ve dönüp okumak o kadar da zor değil. Tarih derken öyle çok eskilere gitmemek gerekiyor. 2005 yılına dönelim.

Mersin'de bir bayrak yakma olayı gerçekleşmişti. Sanırım bir Newroz kutlamasında yaşanmıştı bu olay. Ertesi günü Genelkurmay'dan çok sert bir açıklama geldi. Genelkurmaya göre olay haince bir davranıştı ve olayı gerçekleştirenler "sözde vatandaş"tılar. Bu olayın hemen ardından her yere bayrak asma kampanyası başlatıldı. Vatandaşlardan kitlesel bir destek almıştı bu bayrak asma kampanyası, tüm dükkanlarda, tüm otobüslerde, tüm balkonlarda bir bayrak vardı. Bu bayrak, onu asanın hainlerden ve sözde vatandaşlardan olmadığını ima ediyordu. Ancak olaylar bu kadarla kalmadı.

Kendilerine "ülkücü" adını veren faşistler ülkenin çeşitli yerlerinde demokratik haklarını kullanarak basın açıklaması yapmak isteyenlere, bildiri dağırmak isteyenlere saldırmaya başladılar. Saldırılar kimi zaman tutuklu yakınlarını, kimi zaman yemekhane zamlarını protesto eden öğrencileri hedef alıyordu. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli "Ülkücüleri sokağa çekmek isteyen karşısında beni bulur" dedi ve bu açıklamanın ertesi günü ülkücüler bir grup liseliyi kaçırıp ülkü ocağında işkence yaparken yakalandılar. Ancak tüm bunlara ne medya ne de toplum tepki gösteriyordu, ne de olsa şiddet görenler "sözde vatandaş"tılar.

Sonra biz bu "sözde vatandaş" lafını 27 Nisan Muhtırasında bir daha gördük. Muhtıraya göre birileri bu ülkede “Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak” kuralını ihlal ediyordu ve bu bağlamda "Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, “Ne mutlu Türküm diyene!” anlayışına karşı çıkan herkes" Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıydı ve öyle kalacaktı

Bu ortam uzun bir süre devam etti. Sonra 2008 yılında Ergenekon soruşturmasıyla beraber öğrendik ki bayrağı yakan sözde değil özde vatandaşmış! Nasıl ki 6-7 Eylül olaylarında "Rumlar Atatürk'ün evini bombaladı" haberini yayarak sokak terörü estirdiyse "birileri" ve İstanbul'da kalan son gayrimüslim azınlığı linç ve şiddetle kovduysa ülkeden aynı şeyi aynı yöntemi kullanarak Kürtleri de yıldırmakmış amaçları. 

O dönemde çıkan Sosyalist İşçi gazetesi, 1 Mayıs'a herkesi faşizme karşı omuz omuza durmaya çağırmaktaydı. Henüz Ergenekon soruşturması başlamamış olmasına ve gerçekler ortaya çıkmamış olmasına rağmen gazetede çıkan yazıda olayın Maraş'ta "Aleviler cami yaktı" söylentisini ortaya atarak katliama sebep olanlarla, 6-7 Eylül'le bağlantısı kuruluyordu. Daha da önemlisi Almanya'da Hitler taraftarları tarafından çıkarılan ve suçu komünistlere atılan Reichstag yangını ile bağlantı kuruluyordu.

1924'te İtalya'da Mussolini liderliğinde faşist bir diktatörlük kurulmuştu, bunu 1933'te Almanya'da Nazilerin iktidara gelmesi izledi. Bunun gerçekleşmesinde Stalinist sol partilerin hataları büyük pay oynadı. Faşizm geniş kitleleri birleştirebilmek için milliyetçiliği silah olarak kullanırken 1930'larda bütün ülkelerde şovenizm rüzgârı esiyordu. Nazi yönetimi 5,5 milyon Yahudi'yi gaz odalarında öldürdü. 

Şimdi "AKP faşizmi" gibi enteresan kavramlara sahip olan siyasi yapının orada bulunmaktaki en önemli derdi, KESK'e yapılan baskınlarla Ergenekon soruşturması arasında benzerlik kurmak ve bir şekilde KESK'e yapılan baskınları protesto eden emekçileri darbe yanlısı politikalarına alet etmek. Oysa KESK'e baskın düzenleyen jandarmalar şehre 28 Şubat darbesi ile indiler. Yani "AKP faşizmi" lafının üzerini örttüğü koskocaman bir gerçeklik var.

KESK'e düzenlenen operasyonlar artık barış süreci yakınlaşırken, emek hareketi yükselişe geçerken Kürt halkına, barış iradesine karşı düzenleniyor. Bunlar statükonun son çabaları, kenara sıkışmış hayvanlar ölümcül olur.

Bize düşense bu dönemde barış iradesine destek vermek, her daim "Hepimiz Kürdüz, Hepimiz DTP'liyiz" sloganını atmak ve bir yandan krize ve savaşa karşı mücadele verirken bir yandan da hem işçilerin hem de Kürt halkının düşmanı Ergenekon çetesine karşı mücadele vermek.

AKP'yi faşist sananlar umarım bir gün faşizmle karşılaşmazlar ve AKP'yi şeriatçı sananlar İran'daki fikirdaşları gibi şeriatın gerçekte ne demek olduğunu görmek zorunda kalmazlar. Ancak bu ideolojik körlükleri onların AK Parti'nin kapitalist, neoliberal bir düzen partisi olduğunu gerçeğini görmelerini engelliyor.

Onlar göremiyor ancak işçiler görüyor, 15 Şubat günü DİSK'e bağlı Birleşik Metal-İş sendikası üyeleri bunu çok güzel gösterdiler. Göstermeye de devam edecekler....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder