20090604

Yağmur

Bu yağmur da nereden çıktı? Neredeyse iddia edeceğim ki mevsim değişime karşı direniyor. Mevsim değişmek istemiyor, son gücünü haziran ayında yağmur yağdırmaya harcıyor, bütün sonbahar ve bütün kış yağmurun sürdürdüğü o hükümranlık tahtını terk etmemek için son bir deneme yapıyor. Hiç şansı yok, onun bu çabaları ancak Boğaz üzerinde bir gökkuşağı yaratmaya yarar. Tıpkı Ararat dağına yanaşan Nuh’un gemisinden ufka bakan canlıların gördüğü renklerde, binlerce yıldır hâlâ barışın simgesi.

Gökkuşağı… Barış… Bakın barışa karşı direnenlere, nasıl da korkuyorlar onlar da değişimden. Sadece 25 yıllık bir Kürt isyanı değil ki sona eren, Babıâli baskınından bu yana kurulmuş kanlı bir egemenlik sarsılıyor bu rüzgârda. Direnmeye çalıştıkça bu köhnemiş yapı, gıcırdıyor, paslarını saçıyor etrafa. Ona bağlı kurumlar güçlerini seferber ediyor bu rüzgârı da sapasağlam atlatabilmek için, hep ondan güç almış olanlar şimdi ona güç veriyorlar.

Bütün insanlık tarihinin bunlarla dolu olması ne garip, yeni fikirlere, yeni durumlara, yeni olan her şeye karşı ayak direyen, bu uğurda her tür komployu kuran, insanları gözünü kırpmadan öldürebilen, ancak her seferinde de başarısız olan bu statükocular!

İronik bir şey! Ülkenin bu denli topyekûn değişime gittiği şu günlerde eş zamanlı olarak belki de aynı radikallikte bir değişimi kendi hayatımda yaşamak zorundayım. Birkaç hafta sonra artık bir “öğrenci” olmayacağım. Bu öylesine radikal bir değişiklik ki, verilmesi gereken kararlar, yerine getirilmesi gereken sorumluluklar, ihtimaller, beklentiler… Nasıl ki birileri barışın gelmesini hiç hesaba katmamışlarsa ve şimdi barış gelirken dehşet içinde kalıyorlarsa ben de okulun bir gün bitebileceğini hiç hesaba katmamışım. Neyse ki şimdilik dehşete düşmüş bir halim yok, hatta birkaç haftadır geleceğe dair bir umudum, bir hayalim dahi var.

Şimdi –gülen gülsün ama- değişim ancak bu hayaller var olduğunda göze alınabilecek bir şey. Her şey değişip yepyeni bir gerçeklik kurulduğunda yanında kalacak ve elinden tutabilecek birilerini görebiliyorsan, bu kadar korkmak için bir sebep kalmıyor. Aksine, hayaller ve umutlarla değişimi arzuluyor, üstüne üstüne gidiyorsunuz.

18 Temmuz günü yapılacak yürüyüş de böyle bir yürüyüş olacak işte! Değişimi arzulayan, umut eden, var eden, birlikte bir yaşam, bir dünya kurmak isteyenler, artık kirli örgütlenmelere yarayan savaşların sona ermesini isteyenler, artık o kanlı hükümranlığın yıkılmasını isteyenler, darbeciler cezalandırılsın isteyenler el ele tutuşacaklar. Tüm farklılıklarıyla birlikte ortak bir geleceği talep edecek, birlikte mücadele ettiklerinde neler başarabileceklerini görecekler.

Evet, yağmur yağmadan gökkuşağı çıkmıyor, ama yağmur istediği kadar yağsın, gökkuşağı varsa güneş de açıyor! Yaz gelecek, barış da…

Ve kurduğumuz hayalleri bir kenara atmayacağız…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder