20090411

Nato Mitingi ve Solun Ulusalcılığı

4 Nisan günü Strazborg'da NATO toplantısında sömürü planları konuşulurken, Kadıköy'de, tüm dünya ile birlikte NATO karşıtı bir miting düzenlendi. Uluslararası savaş karşıtı hareketin bir parçası olan Küresel BAK "60 Yıl Yeter! NATO Dağıtılsın!" sloganıyla, çoşkulu, kalabalık, rengarenk bir kortej halinde yürüyordu. Gündemde Afgan halkı ve direnişleri vardı. Ancak solun geri kalanına bakıldığında onlar bu havadan kat kat uzakta ulusalcılık ve nostalji dansları yapmakla meşguldüler.

Aslında tablonun böyle olacağı günler öncesinden belli olmuştu. Örneğin Gençlik Muhalefeti diye bir grup geçenlerde deniz kıyısında "6. Filo'nun maketini yakıyoruz" etkinliğini yaparken aslında kendilerinin de o günlerde varolan gerçek gençlik muhalefetinin bir maketi olduklarını ima ediyorlardı farkında dahi olmadan. Ancak bu onların suçu da değildi, zira solun NATO'ya genel bakışı da böyleydi. "NATO'ya boğazlar kapatılsın!" ve "NATO ülkemizden defol" pankartını açan EMEP'liler, NATO'nun Türkiye'yi işgal etmiş yabancı bir ordu olmadığının, aksine Türkiye'nin NATO'nun en büyük ordularından biri olduğunun ve Afganistan'ı işgal ettiğinin farkında değiller miydi acaba? Nereyi, kime kapatıyorlardı, kimi nereden kovuyorlardı? Ya da "Türkiye NATO'dan derhal çıkmalıdır" diyenler, "Türkiye NATO'dan çıksın ama NATO kalmaya devam etsin, ister Afganistan'ı, ister Pakistan'ı bombalasın" mı diyorlardı? Bilmiyorum, artık anlayamıyorum.

Tüm bunların yanında benim en çok kafamı karıştıran "Amerikan askeri olmayacağız!" sloganı idi. Anlaşılan bu arkadaşlar Türk askeri olarak Afganistan işgaline dahil olmakta hiçbir sakınca görmüyor, yeter ki uğruna savaştıkları bayrak ABD bayrağı olmasın!

Oysa NATO mitingini "Deniz Gezmişler NATO askerlerini suya dökmüşlerdi" destanına, "Tam bağımsız Türkiye" sloganına, "Kahrolsun ABD!" ezberine indirgeyen bu arkadaşlar farkında dahi olmadan Türk burjuvazisini aklıyorlardı. Attıkları sloganların ima ettiği, Türk burjuvazisinin hiçbir suçu, günahı olmadığı, bütün suçun ABD'de olduğu, emperyalist olanın da sadece ABD olduğuydu.

Halbuki emperyalizm bizim dışımızda olan, uzaktan gelip ülkeleri işgal eden bir şey değildir. Emperyalizm, kapitalizmin dünyadaki örgütlenme biçimidir. Böyle düşündüğümüz zaman Türkiye'nin Afganistan'da bulunmasının sebebinin ABD'den emirler alması olmadığı ortaya çıkıyor. Türkiye ordusuyla Afganistan'da bulunuyor çünkü Türkiye'deki kapitalist sınıfın, yani burjuvazinin çıkarları bu yönde ve bu çıkarlara karşı mücadele edecek kitlesel bir işçi sınıfı hareketi mevcut değil.

Bu yüzden emperyalizme, işgale, savaşa karşı çıkmak ancak kapitalizm karşıtı olmakla mümkün. Milliyetçi söylemlerle, bağımsızlık söylemleriyle alanlara çıkarsak ancak ve ancak burjuva sınıfının zokasını yutmuş bir şekilde hareket eden, muhalif görünen ancak sisteme hizmet eden yığınlar oluruz. Savaşa ve emperyalizme ulusal söylemlerle değil, küresel anti-kapitalist hareketin bir parçası olarak karşı çıkmak gerekir. (Ayrıca bkz: Irkçılığa ve Milliyetçiliğe karşı Mücadele ve İşçi Sınıfı)

NATO mitinginde, seçimlerde aldıkları tarihi yenilginin bozduğu morallerini, sol yumruklarını havaya kaldırıp yeminler ederek düzeltmeye çalışan solcular, halktan daha da kopmaya ve iyice küçük bir cemaate dönüşmeye çaba harcarken bir gerçeğin altı daha da kalın çizgilerle çizildi şimdi: Yeni solu örmek acil bir görev, çünkü Deniz Gezmiş'e verdiği önemin azıcığını direnen Afgan halkına vermeyenler geleceği kuramazlar. 12 Eylül yargılansın derken birkaç sene önce darbe yapmaya kalkışanları solcu ilan edenler geleceği kuramazlar. NATO'yla ilgili bir mitingte partilerinin isminden başka yazacak birşey bulamayanlar geleceği kuramazlar! CHP ve MHP oylarını arttırdı, AKP'nin oyları düştü diye sevinenler geleceği kuramazlar! Onlar geçmişe aşıklar, partilerine aşıklar, cumhuriyetlerine aşıklar.

Biz anti-kapitalistlerin önünde ise, geleceği kuracak kitlesel bir sol partiyi inşa etmek gibi büyük bir görev var. Bunun aciliyeti her gün daha fazla ortaya çıkıyor. NATO mitingi de, hezimete uğrayacağı ilk günden beri belli olan ve nihayetinde hezimete de uğrayan "Biz de Varız!" kampanyası da hep bu gerçeğe işaret ediyor. Şimdi savaş, işgale, emperyalizme, ırkçılığa, milliyetçiliğe, ulusalcılığa, yurtseverliğe, ayrımcılığa karşı, özgürlüklerden, barıştan, işçiden yana anti-kapitalist bir partiyi hep beraber kurma zamanı.

Biz başladık, bekleriz...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder