20090226

Notlar...

Bir yerlerde düzenli olarak yazıyor olsam başımı çoktan derde sokardım gibi geliyor bana. Yani ya devlet bana güzel bir üç haneli rakkamlı yasa bulur hapse tıkardı, ya da Kütahyalı gibi ben de silahlı sağ ve sol örgütlerden düzenli olarak ölüm tehditleri almaya başlar, paranoyak bir tip olurdum. Nihayetinde beni bir yol kenarında bulurdunuz.

Mesela geçen hafta yazmam gerekseydi, çocuğum olsa okula göndermeyeceğimi yazardım. Başlığa da "Zorunlu Eğitime Hayır!" diye yazardım kocaman! [Başbakandan çok mu alıntı yapıyorum bu aralar bilmem ama (inanın seçimlerle ilgisi yok) "bekara karı boşamak kolaydır" atasözünü sayesinde bir kez daha hatırlamıştık geçenlerde, hatırlamaya da devam ediyoruz... Dolayısıyla, pratikte bu gibi vaatlerin ne gibi sonuçlar vermediğini, hatta ulusalcı bir takım "yazarlara" koz verdiğini örneklerle çoğaltmaya gerek yok. ]

Ayrıca, pekala, eminim bu ülkede çok idealist, işte çok çok fedakarlıklar yaparak, kafasını patlatarak inandığı işi yapmaya çalışan bir yığın da öğretmen vardır. Pekala. Takdir ediyorum. İstediğiniz kadar idealist olun, o kitaplarda yazan zırvaları da değiştiremezsiniz ya! Hadi değiştirdiniz, bakanlık zoruyla izlettireceğiniz Sarı Gelin belgeselini "devlet propagandasından nasıl korunulur" temasıyla mı sunacaksınız okullarınızda? (Tabii bana kalırsa MEB'nın bu belgeseli Ermeni okullarına gönderip hemen derhal sonuç raporları talep etmesi, zihniyetlerinin 1915te yaptıkları genetik deneyi, şimdi bir de sosyolojik bir deneyle kuvvetlendirmeye çalıştıklarını gösteriyor, allah da belalarını versin!)

Nihayetinde, sabah kahvaltısını ettirip okula gönderdiğiniz çocuğun, bir gün önce Hitler'in ruhuna helva dağıtan bir hoca tarafından tarih dersi almasını istemeyiz herhalde değil mi? Şahsen çocuğum olsa, her sabah "Varlığım Türk varlığına armağan olsun" diye bağırmasını falan istemezdim. Tarih dersinde "Rumları denize döktük, Ermeniler bizi öldürdü" gibi hikayeleri bilsin istemezdim. Bir sürü arapça dua ezberlesin istemezdim. İs-te-mez-dim! Bunu da her türlü tartışırım ama eğitim bakanlığı "milli" olan bir ülkede zorunlu eğitim=zorunlu modernizm gibi geliyor bana. Ben zorunlu eğitime karşıyım sanırım. Bir çeşit "vicdani ret" olsa gerek bu...

("Oh, üniversiteye girmiş, oradan konuşuyor, ilkokula gitmesen üniversiteye nasıl girecektin" şeklinde gelebilecek tepkiye dair; "ben üniversiteye girmemi sağlayacak bilgileri dersaneden öğrendim" diye de cevap verebilirim her yaşıtımın vereceği gibi.)

Bir de, böyle meselelerin sadece devlet bardağı taşırıp "oha artık" dedirtecek noktaya geldiğinde tepki alması manidar değil mi sizce de? Yoksa Sarı Gelin bir örnek, Tarih kitapları, Milli Güvenlik kitapları nasıl güzel bilgiler içerir hepimiz biliriz, her gün karşılaşırız sokakta. Peki niçin Din Dersi Kaldırılsın kampanyaları yapan solcularımız var da bir kez olsun Milli Güvenlik dersine karşı kampanya düzenleyen solcuya rastlamadım. (Sarı Gelin konusunu da gündeme taşıyan Tarih Vakfı bu konuda bir talep getirmiş yalnızca, ayrıca 20 Eylül 2008'de İslamî kanattan Özgür-Der'in bu konuda basın açıklaması olmuş) Okullarda binbaşıların, yüzbaşıların gelip ders vermesinin, çocukların kafasına binbir kin, düşmanlık sokmasının manası nedir, tüm komşularımızın düşman olduğu gibi gubidik fikirleri çocuklara entegre etmesi nedir, 12 Eylül'ü, 28 Şubat'ı hatta kim bilir Ergenekon Çetesini savunması nedir belli de, bu manaya demokratların vs. sessizce onay vermesini sindiremedim bir türlü.

İşte neyse, hadi diyelim, bu konuları yazarken denk geldi de kanunu ihlal etmedim, Türk-Eğitim-Sen bana dava açmadı falan, TSK internet sitesinden cevap da yazmadı diyelim, hatta solcunun biri çıkıp "bu pisliği devrimin temizleyeceğini" ima eden bir makale ile cevap vermedi diyelim, ertesi gün bana 2009 senesinde hala bu devletin asli unsuru olan Kürtlerin milletvekillerinin mecliste anadillerinde konuşmasının ülkede gündem oluşturmasına, Bahçeli'nin tam bir faşist gibi konuşmasına falan binbir türlü bela okumaz mıyım? Bize bu dünyayı reva hale getiren herkeslere dümdüz gitmez miyim? Bir daha başıma bela alırım!

Ahmet Altan gibi sakin sakin de anlatamam ki "Bakın Kürtler Kürtçe konuşur, Fransızlar Fransızca konuşur hatta Papau Yeni Gineliler bir zamanlar Yapı Kredi Bankası reklamlarında gördüğünüz gibi Papau Yeni Ginece konuşur" diye! Herkeslere bela okurum, hatta mümkünse Kürtçe okurum, hatta keşke mümkün olsa gider meclisin kürsüsünden okurum.

İlerleme var tabii, eskiden bu ülkede Kürt var demek 10 sene hapisten başlıyordu. Şimdi işler değişti, başbakan çıkıp "Kürt vardır bir yana Kürt sorunu bile vardır" dedi. Şimdi Kürtçe yoktur "Bilinmeyen bir dil" ve "Çok Dilli yayın" vardır mı deniyor? Bence biraz da "Eğer Kürtçe konuşulacaksa onu da biz konuşuruz" desinler diye bekliyorum hükümet kanadında artık açık açık! Ne de olsa seçim yasaklarını da onlar deliyor bir tek.

(Bu arada Ergenekon Çetesinin varlığı "xx yapılacaksa onu da biz yaparız" doktrininin bir sonucu olarak "Eğer terör örgütü kurulacaksa onu da biz kurarız" diyen bir grup devlet adamının ilerici çabaları sonucu mu olmuştur konusu incelemeye değerdir ve çok ciddi sosyolojik sonuçlar verebilir... belki)

Tabii "meclisten Ahmet Türk'ün kürtçe konuşması değil Devlet Bahçeli'nin faşistçe konuşması kesilsin" diye yazmam Bahçeli tarafından açılan dava sonucu mahkemelerde yargılanacak olmasa da büyük ihtimalle Ülkü ve Alperen Ocakları tarafından yargılanacak ve cezası kesilecektir, bir de bu boyutu var.

Bu böyle gider işte. Arada milliyetçilere, sonra ulusalcılara, sonra solculara, sonra hükümete falan harala gürele saldırırım, nihayetinde beni bir yol kenarında bulursunuz!

Hem de kimin vurduğu bile belli olmaz:)

3 yorum:

  1. Önce bloguna bir vesileyle ulaşmakatan mutlu oldum...bir çok söylediğine katılıyorum..ben bir çocuk sahibiyim ve zorunlu din dersi almasını engelledim...benim öğrencilik yıllarımda ise, İzmir li olduğum halde(!), özel okulumda 80 öncesi dönemde, nerdeyse sınıfça milli güvenlik dersine girmemekten zan altına gidiyorduk :))

    diyetler muhtelif yani!!

    YanıtlaSil
  2. Ben de geçen gün otobüste arkamda konuşan bir kadını örnek veriyim. Bu kadın öğretmenmiş, öyle diyordu. Ve yanındakine "Bu ülke yüzde 70 oy almış başbakanı asmış bir ülkedir, kafamızı kızdırmasınlar yine asarız, zaten asacaklar" diyerek hükümetten bahsediyordu. Böyle hocalar da varmış yani. Kulaklarıma inanamadım. Herhalde bu kadın kendi gibi küçük faşistler yetiştirir. Korkunç...

    YanıtlaSil
  3. turizm ve eğitim; bilinçli velilerin varolması güzel de, bu sefer de çocuklar zan altında kalıyor "dinsiz" veya "vatan haini" diye, yani çözüm bireysel çabalardan değil kollektif mücadeleden geçiyor bana göre

    esra; herhalde bu hocaların yetiştirdiği çocuklar geçen NTV'ye çıkıp seçim programında "üniversitede okuyoruz, mezun olacağız, işsiz kalacağız, yok yok, tek çözüm darbe" diye saçmalayan İzmir'liler oluyor. Geçen bir anket vardı, ilkokul mezunları AK Parti'ye, Üniversite mezunları CHP'ye oy veriyormuş, bu bile eğitim sistemindeki yanlışlığı gösteriyor!

    YanıtlaSil