20090203

Bir seçmeni olarak Uras'a diyorum ki...

Ufuk URAS artık ÖDP Genel Başkanı değil..

22 Temmuz sürecinde Ufuk Uras için çalışmış, ona oy vermiş ve bir dönem partisinde de aktif olarak rol almış biri olarak; kendisinin, bir takım geleneklere, bir takım ezberlere, devrimcilik maskesine gizlenmiş ulusalcı fikirlere saplanıp kalmış bu kişilerle hâlâ aynı partide olmasına gönlüm el vermiyor.

Kendisinin Türkiye'nin en kritik dönemlerinden birinde, krizin işçileri vurduğu, çetelerin açığa çıkarıldığı, siyasi partilerin umut vermediği, solun yok olduğu bir dönemde tüm bu meseleler üzerine tavır alırken her zaman partideki izdüşümlerini de düşünmek zorunda olması canımı sıkıyor.

Türkiye'de solun geri dönülemez biçimde ikiye ayrıldığı ve bu ayrımın Ergenekon davası olduğı bir dönemde, üstelik dünyada anti-kapitalist hareketin gelenekleri reddederek yeni sesler duyurduğu, yeni partiler kurduğu bir dönemde, kendisinin "Yiyin Birbirinizi"cilerle aynı safta olmasını kaldıramıyorum.

Üstelik buna rağmen, o partideki bir takım "devrimcilerin" şef-dedesi olan, -Hrant Dink için "Atın şu Ermeni'yi" demiş bir kişinin- Uras hakkında "Eski genel başkan, parti kurallarını dikkate almayan bir siyaset anlayışı yürüttü. Söz konusu siyasetin doğruluğu yanlışlığı bir yana esas olarak bu tarz siyasetin kendisi yanlıştı. Partinin kuruluş mantığına aykırıydı. " gibi demeçler vermesine de ses çıkarmayıp "Ben artık ÖDP'de sıradan bir üye olarak çalışacağım" demesi artık "daha neler" dememe sebep oluyor.

22 Temmuz'dan beri Ufuk URAS vakit kaybetti. Sadece o değil, ona oy veren, ondan solda yepyeni bir hareketin fişeğini yakmasını bekleyen onbinler de vakit kaybetti. Bu fişek ÖDP olabilirdi elbet, ancak olamayacağını biliyordu o da, çünkü ÖDP, onun tarafından değil, daha 22 Temmuz'da bile ona oy vermeyenler tarafından, hatta ona oy verilmemesi çağrısı yapanlar tarafından yönetiliyordu.

Devrimci olan hayattır sayın Uras...

Türkiyeli işçi sınıfı partinizin kongresini zerre kadar umursamadı. Türkiyeliler umursamadı. Türkiye'de kimseyi ÖDP genel başkanı olmanız ya da olmamanız ilgilendirmiyor. Hatta olmamanız daha iyi. Bizi seçim döneminde hep beraber inandığımız değerler ilgilendiriyor.

Sayın Uras ve ÖDP içerisindeki destekçileri, bir an önce vazgeçmeliler içinde kendilerini kaybettikleri oyundan, çünkü oyunu da kaybediyorlar.

Bir an önce, 22 Temmuz gününe kadar kimlerle birlikte yürüdüklerini akıllarına getirmeliler. Ve onlardan yanlarında kimin kaldığını 1 buçuk senede. Gürbüz Çapan ileri geri konuştuğunda kimin "Yanındayız" açıklaması yaptığını, kimin çamurun izini dağ yaptığını...

Dostu düşmanı görmeliler artık.

Hayri Kozanoğlu yanılıyor. Türkiye'nin ÖDP'ye ihtiyacı yok. Türkiye'nin kendi içerisindeki kavgalar, kongreler, konferanslar vs. vs. yapan bir sol partiye daha ihtiyacı yok.

Türkiyelilerin, her konuda siyasi tavır alan yepyeni bir siyasi partiye ihtiyacı var. Haydi, hep beraber kuralım o partiyi. Yerel seçimler trenini kaçırdık çoktan. Bırakın, kendine sürekli "devrimci" diyenler kanıtlasınlar devrimciliklerini. Bizse sokağa bakalım artık, hayata bakalım.

Hayat diyor ki;

  • kriz var, işsiziz,
  • savaş var, üzgünüz
  • darbeciler var, tedirginiz
  • ulusalcılar var, okullarımıza giremiyoruz
  • dünyamızı karartıyorlar, ses çıkaramıyoruz
  • tarihimizde acılar var, özür diliyoruz
  • bu ülkede ezilenleriz, birbirimize sahip çıkıyoruz

    Hayatı duyalım Sokakları duyalım Yeniden örgütlenelim, "devrimci olan hayattır" olsun sloganımız!

    Biz biraradayken başardık, başarabildiğimizi gördük işte; 1 Mart Tezkeresini engellediğimizde, 22 Temmuz'da kazandığımızda Kürt halkıyla kolkola, omuz omuza... Şimdi niçin elimiz kolumuz bağlı oturuyoruz. Niçin dostlarımız oylarını Kılıçdaroğlu'na vereceklerini söylerken, onlara bir alternatif gösteremediğimiz için içimiz yanmak zorunda? Oysa 22 Temmuz öncesi nasıl şendik CHP'li darbecilerle yarışırken sokakta... Niçin?

    Sayın Uras'ı ve arkadaşlarını, artık daha fazla vakit kaybetmemeye çağırıyorum...

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder