20081114

Bahoz

Bir filmden söz etmek istiyorum. Ya da aslında bir filmin başrollerindeki karakterlerden bahsetmek ya da şöyle mi demeli; bir hikayenin kimsenin bahsetmediği aktörlerinin anlatıldığı bir filmin başrollerinden bahsetmek.

Onlardan kimse bahsetmiyor derken, aslında bahsediyor olabilirler, yine de isimleri yoktur onların. Mesela ölürler, öldükleri zaman gazetelerde haberler de çıkar onlarla ilgili, ancak o haberlerde isimleri yoktur, zaten onlarla ilgili hiçbir haberde isimleri yoktur. Onlara verilmiş sıfatlar vardır, bir de onların kendilerine verdikleri sıfatlar; bunlar çelişir birbiriyle. Örneğin onlar "yurtsever" derler kendilerine, halbu ki gazetelere baksak vatan haini diye geçer sıfatları; oysa sevilen de, ihanete uğrayan da aynı vatandır sonuçta. Yine de, işte, işin içinde sevgi olduğunda, paylaşamıyoruz biz...

Dedim ya, öldüklerinde hiç kimse anmaz adlarını ağızlarına buralarda, hatta sevinenler bile olur öldüklerine. Pek de merak etmezler hikayelerini. Ya da daha doğrusu insanın merak etmesi için bilmemesi gerekir; bilmediğini bilmesi ayrıca. Oysa onlar biliyorlardır hikayeyi, hikaye basittir, hikaye beyni yıkanmış, işsiz güçsüz, annesiz babasız çocukların hikayesidir onlara göre, yazıktır, ama acınmaz. Vatan haininin hakkı kurşunlardır.

Merak etmezler, "Ermeni dölü" diye "hakaret" ederek bir taşla iki kuş vurdukları bu insanların hikayesini, mesela bilmezler onların işsiz güçsüz değil üniversite mezunu olabileceklerini, annesiz babasız değil, aksine onları merakla, gözyaşlarıyla uğurlayan analarının olduğunu ve onların en çok da babalarının uğradığı insanlık dışı muamele sebebiyle orada olduklarını, beyni yıkananınsa aslında o gençler değil kendilerinin olduğu.

Ve o gençler olabildiğince masum o yola düştüklerinde, özgürlük, adalet, bağımsızlık düşleriyle, haksızlıkları gördükçe isyan ettikçe, silahlandıkça ve militanlaştıkça ve bu yolun sonunda "etkisiz hale getirildikçe" veya "ölü ele geçirildikçe" operasyonlar sonucu, her seferinde ölen iki halkın barışı olur ve her seferinde etkisiz hale getirilenin insanların vicdanıdır.

Belki onları tanımak istersiniz, onları anlamak. Okul kantinlerinde, küçücük hücre evlerinde büyük düşler kuran bu kızları ve erkekleri. Büyük düşlerinin peşinden felakete sürüklenen, aslında tüm istedikleri halkları için daha iyi bir dünya olan bu çocukları. Belki o zaman ölü ele geçirildiklerinde siz de sevinmezsiniz, belki ölen her genç için eşit derecede üzülebilirsiniz, bir "insan"ın yapması gerektiği gibi. Belki içiniz sızlar bombalar yağdırılırken dağlara tepelere tıpkı bombalar patlatıldığında büyük kentlerimizde içimiz sızladığı gibi.

Çünkü insan insandır sonuçta, canı da aynı acır, hayal kırıklığı da, suya düşen umutlar da aynı yası tutturur.

Çünkü bu ülkede çok fazla insan birbirini anlamadı ve bu yüzden o kadar çok insan öldü ki...

Bahoz/Fırtına bu hafta vizyonda. İzleyin bu filmi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder