20080913

Küçük Dünya Umutsuzluğu

Küçücük dünyamızda sıkışıp kaldık.

Ya koskoca cümleler kuruyor ve büyük büyük devrimler yapıyoruz, ya da oturup umutsuzluktan dem vuruyoruz. Sanırım umutsuzluğu epey seviyoruz. Mevsimden midir nedir, canlarımız sıkkın ve dönüp vahşi kanlı dişleri görüp YİYİN BİRBİRİNİZİ diye bağırıyoruz, onlar birbirini yemiyor asla aslında, yenilen yine biz oluyoruz.

Küçücük dünyamızda sıkışıp kaldık ve bundan bu kadar umutsuzuz. Gidecek bir yerimiz yok. Sokakta Kaldık! Hem de sokakta bile barınamadık. Onu bile başaramadık.

Çık hayatımızdan Lyotard. Evet tüm üstsöylemler yenildi, kabul.

O güzel insanlar ne güzel de inanmıştı halbu ki. Niye biz inanamıyoruz?

Zaten hiç kimsenin de umurunda değil değil mi?!

Tuzla'da bir çocuk ölmüş, elektrik çarpmış diyorlar. Benden kaç yaş küçük, ben onun kadarken bilgisayarda oyun oynardım, o evini geçindirmeye çalışırken ölüp gitmiş. Burada ben yazsam, Agos'ta yazsam, Taraf'ta yazsam, Radikal'de, Birgün'de, Evrensel'de vs. vs. yazsam, romanlar yazsam, ahkam kessem ne fayda.

O ölmüş.

Muarrem Ceylan. 16 yaşında. Tersanede.

Önlemler alınabilirdi, o yaşayabilirdi. O çalışmak zorunda olmayabilirdi. Şu dünyada tüm insanların hak ettiği gibi yaşayabilirdi. Yaşıtları gibi okuluna gidebilir eğitimini görebilirdi. Okula giderken giymek zorunda olduğu kıyafetin tek tipliğinden rahatsız olabilirdi mesela, kravat takmak istemeyebilirdi. Matematik dersini sevmezdi belki, ÖSS'ye çalışmayı da sevmezdi, belki "ÖSS'ye Hayır" derdi!

Başka bir dünyada da değil üstelik. Tam da bu dünyada. Yaşanabilir bir dünyada!

Ama o öldü. O çalışmak zorundaydı. Önlemler alınamazdı, patronların karından vazgeçilemezdi, sokakta onun gibi bekleyen kaç tane ağzı açlıktan kokan, her türlü çalışma koşuluna hazır, karın tokluğuna çalışacak işisz vardı, işini kaparlardı, o okula gidemezdi, değil bir de kitap, defter, okul masrafı çıkarmak, anasına bakmak zorundaydı, eve ekmek getirmek zorundaydı.

Başka bir dünyada değil üstelik, bu dünyada... Kapitalizmin hüküm sürdüğü bu barbar dünyada.

Sosyalizm.

Biliyorum. Ancak umutsuzluk her yeri sarmış. Solu darbeler yenememiş ama sol kendi kendisini yenmiş nihayetinde, kendi kavgasına düşmüş, kendi dertleriyle ilgilenir olmuş.

Ufacık dünyasına sıkışıp kalmış.

Bir devrim... Yaşanabilir bir dünya... Sosyalizm.

Ama elimizden bir şey gelmez.

Daha çok çocuklar ölecek. Daha çok insanlar aç yaşayacak ya da karın tokluğuna, yaşamı pahasına çalışacak. Daha uzun yıllar sömürü hüküm sürecek bu dünyada.

Bizse umutsuzluğumuzu konuşuyor olacağız bireysel kurtuluşları aramaya başlamışken bir yandan da... Buralarda ahkam keseceğiz işte böyle, bunları okuyan, konuşan ufacık bir cemaatle, küsecek, barışacak, ayrışacak, kopacak, koalisyonlar kuracak, ittifaklar yapacak, kavga edecek, sarılacak, sevişecek, dövüşeceğiz... Oyunumuzu oynayacak ve ne ileri ne geri gitmeyeceğiz.

Umutsuzuz ya. Mevsimden mi ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder