20080826

Eğer çevrecilik yapılacaksa, onu da biz yaparız!

Anlaşılan sevgili başbakanımız okuduklarından fazlasıyla etkileniyor. Biz boş zamanlarımızı "çevrecilik" gibi hobilerle geçirdiğimiz için onun okuduklarını okuma şansımız olmuyor. Oysa o fazla boş zamanı olmayan aydın bir adam, çok fazla okuyor ve okuduklarına da inanıyor.

Bir süre o kadar çok demokrat yazdıklar ki hakkında, o bile inandı demokrat olduğuna. Şans bu ya, tarihsel şartlar hükümeti demokrat gibi davranmaya zorlamıştı. Bunu bilen yazarlar da demokrat olduğunu yazdıkça, o da inandı ve hatta naif şekilde "biz muhafazakar demokratız" bile dedi!

Artık nerelerde okuyorsa, kendisinin çevreci olduğuna da inanmış, üstelik alalade bir çevreci de değil, çevrecinin daniskası! Yani mesela "muhafazakar-çevreci" ya da "ılımlı çevreci" değil. Gerçekten de inançların rasyonel temelleri olması gerekmiyor. İnanç bu... İnanç özgürlüğü vardı değil mi bu ülkede...

İnanmak demişken, Enerji Bakanı Güler de nükleer santralleri protesto edenlerin apar topar gözaltına alındıkları sırada yapmakta olduğu bir açıklamada "inşallah bu sefer bunu gerçekleştireceğiz ve bu nükleer teknolojisiyle inşallah buluşacağız'' diyordu. (Zaman, 25.08.08) Olmayacak duaya amin denilmez, biz de demiyoruz, buluşamayacaksınız, çevreci hareket, ülkenin enerji pazarının nükleer enerji tüccarlarına peşkeş çekilmesine engel olacak.

Aynı hükümet döneminde, ülke güvenliği adına güneydoğuda devlet eliyle ormanlar yakılıyor, ülke ekonomisi adına doğa katlediliyor, sermayenin çıkarları için kentsel dönüşüm bir taraftan, bir de doğasal dönüşüm uygulanıyor. İnsana değer vermeyen sermaye, doğaya hiç değer vermiyor.

Ardından "muhafazakar-demokrat" hükümetimiz, bu talana karşı ses çıkarmak isteyenleri susturuyor.

Bu zihniyeti tanıyoruz. Bu zihniyetin kurabileceği tek bir cümle vardır ve kurmuştur: "Eğer çevrecilik yapılacaksa, onu da biz yaparız." Bu zihniyet, demokrasi karşısında yüzlerce yıldır bu ülkede (ve dünyada) varolagelmiş, kendi planlarına uyduğu sürece halkı kendisine siper eden ancak kendisine yönelik en ufak bir itirazı dahi görmek istemeyen, küçümseyen zihniyet. Bu zihniyet devleti halktan, ülkeyi dünyadan üstün gören zihniyet.

Üstelik de okuduklarına fazlasıyla inanan bir zihniyet. Ne de olsa belli bir yazar takımını arkasına almayı da başarmış! O yazarlar da, "işleri gereği" yazıp çiziyorlar...

Şunu söylemek lazım yalnızca: Bu ülkede en son efsanelere inanıp da kendilerini üstün görenler Ergenekonculardı ve şimdi hapishanelerdeler. Onları siyasetten çıkararak ülkede demokrasi yolunu açanlarsa, başka bir takım efsanelere kendilerini kaptırıyorlar. Neyse ki kendilerini işte bu gaflarla açığa çıkarıyorlar!

Başbakanımız okuduklarına kendisini bu kadar kaptırmamalı. Öncelikle, gerçeklerle yüzleşmeli; kendisi bir demokrat değil, hele bir çevreci hiç değil. Sadece tarihsel olarak kendisi ve partisine şartlar gereği bir misyon yüklendi ve şans tanındı, o da bu misyonu kaldıramıyor.

Boş zamanlarındaysa...potlar kırıyor!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder