20080726

Ergenekon'a karşı Demokrasi mücadelesi şart!

Çeşitli siyasi amaçlara ulaşmak için terör ve şiddeti yöntem olarak kullanan örgütlenmeler çok uzun zamandan beri dünya üzerinde varolagelmiştir. Bu tip örgütlenmelerin ortaya çıkmaları için, dönemde varolan-varolagelmiş politik ortam uygun olmalıdır, yoksa varlıklarını sürdüremezler.

Türkiye, kurulduğu günden bu yana siyaset ve şiddetin yan yana yürüdüğü bir ülke olagelmiştir. Siyasi amaçlara ulaşmak için şiddeti bir yöntem olarak kullanmayı benimsemiş irili ufaklı pek çok grup, büyük silahlı örgütlenmeler ve tabii ki, ülkenin en büyük silahlı gücü olan TSK tarafından yapılmış darbeler ve darbe girişimleri, bir başbakanın idam edilmiş olması, gazeteci ve siyasetçilere yönelik gerçekleştirilmiş suikastler gibi tarihi gerçekler bu durumu gözler önüne serer. Devlet kendisini "savunmak için" şiddet kulanmaktan çekinmemiş, genellikle hak ve özgürlük taleplerini askeri yöntemlerle çözmeye yeltenmiştir. Sonuçta şiddet şiddeti davet etmiş, siyaset neredeyse şiddeti çağıran, şiddete sebep olan bir kavram olagelmiştir.

Gündemimizin ana konusu haline gelen ve daha uzun bir süre de orada olacak Ergenekon Örgütü ve bu örgüte yönelik operasyonları da bu bağlamdan ayrı düşünmek olanaksızdır. Ergenekon, tam da bu ortamın içinde varolabilmiş bir örgüt. Amacı, otoriter-ulusalcı bir devlet düzeni kurmak yani başka bir deyişle 12 Eylül darbesinin başlattığı işi tamamlamak. Bunu yapmak için de her türlü yolu kullanmayı kendisine hak görmüş; sivil toplum kuruluşları, dernekler, gazeteler, basın vs. örgütün yumuşak tarafını oluşturuyor, öte yanda ise silahlı bir grup önlerine çıkan engelleri temizlerken, bir grup da darbe hazırlığı içerisinde.

Kuşkusuz tüm bunlara cesaret edebilmiş olmalarının altında 12 Eylül anayasasıyla yönetilen ve demokrasinin oturmamış olduğu bir ülkede yaşıyor olmamız yatıyor. Varolan bağlamın onları engellemeyeceği, aksine destekleyeceğini düşünmüş olmalılar.

Lafı getireceğim yer şu: Ergenekon Örgütüne karşı yürütülen operasyonlarla, suç işlemiş ve ülkenin demokratikleşmesi ve özgürleşmesi karşısında mücadele vermiş kişileri cezalandırarak önemli bir iş yapılıyor. Bunu desteklemek hem vicdanen hem de siyaseten gerekli. Yine de bunun tek başına yeterli olamayacağını da söylemek, daha fazla baskı yapmak gerekiyor. Hayır, örgütün ilk isimleri yakalanmıyor beylik lafını etmeyeceğim. Demek istediğim şey şu, eğer Ergenekon veya benzeri zihniyette başka örgütlerin ortadan kalkmasını istiyorsak, bunu yalnızca operasyonlarla, tutuklamalarla vs. yapmamız mümkün değil. Evet, Ergenekoncular içeride, ancak zihniyetleri dışarıda!

Ergenekon Örgütü ve zihniyetine karşı gerçekçi bir mücadele, ülkede kayıtsız şartsız bir demokrasiyi ve çoğulculuğu gerektiriyor. Bu çoğulculuk ve demokrasi, iktidar partisinin kayıtsız şartsız desteklenmesi demek değil. Aksine, basına sansürün, ifade özgürlüğünün önündeki engellemelerin kaldırılması, örgütlenme ve sendikalaşma haklarının genişletilmesi, farklılıkların bir sorun olarak görülmesinden vazgeçilmesi, sınırsız bir siyasal özgürlüğün ortaya konması için iktidara sürekli baskı yapılması gerekli. Bunu yapmadığımız noktada, Ergenekon'dan boşalan yeri dolduracak birileri mutlaka çıkacaktır, çünkü Ergenekon'u vareden zihniyet de ortam da bir yere gitmiş değil.

Bir yandan otoriter-devletçi bir örgüte karşı operasyonlar sürerken, iktidarın hoşuna gitmeyen yayınlar yapan Hayat TV ilk fırsatta karartılıyor, 301 dimdik ayakta, Gençsen davası sürüyor, yani otoriter-devletçi zihniyet iktidarda. Şiddeti de nasıl bir yöntem olarak kullandıklarını 1 Mayıs'ta iki yıldır görüyoruz.

Siyasi amaçlara ulaşmak için şiddeti, tehditi, terörü, darbeyi, silahı ve sansürü, yasaklamayı, parti kapatmayı bir yöntem olarak gören zihniyetin tasfiyesi şart. Yani "siyasetin politikleşmesi".

Yeni bir soldan bahsediyorsak, yıllardır solun köşe başlarını tutmuş bilindik isimlerden değil, işte bu demokrasiyi kayıtsız şartsız savunacak, ancak demokrasi anlayışını 5 yılda bir yapılan seçimlerle ve oy oranlarıyla, iktidarla sınırlandırmamış sınırsız siyasal özgürlükten yana bir anlayıştan bahsediyoruz. Çünkü Ergenekon'u da, Ergenekoncu zihniyeti de ortadan kaldırmanın yolu, demokrasidir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder