20080618

Başıma bir şey gelmeyecekse...*

Başörtülü bir kız, katıldığı televizyon programında Mustafa Kemal'i sevmediğini ifade ettiği için oluşan toplumsal linç ortamı bir kez daha gösteriyor ki, Türkiye hâlâ, düşüncelerin özgürce ifade edilemediği, düşüncelerin karşılıklı olarak tartışılamadığı bir ülke. Üstelik olayın yargıya da intikal etmiş olması, "eskiden düşünceler yargılanırdı, şimdi sıra duygulara mı geldi?" sorusunu akla getiriyor. Bu grubun amacı ne o kızın sözlerini desteklemek ne de karşı çıkmak. Ancak, Voltaire'in yüzyıllar önce söylediği bir söz var, herkes de bilir aslında: "Söylediklerinizi desteklemiyorum; ama düşündüklerinizi söyleme hakkınızı sonuna kadar destekliyorum." Biz, her türlü düşüncenin özgürce ifade edilerek tartışıldığı, şiddeti körüklemedikçe ve hakaret boyutuna varmadıkça kimsenin yazdıkları, söyledikleri, düşündükleri ve duyguları için yargılanmadığı, insanların eşit, özgür, demokratik bir şekilde bir arada yaşadığı bir Türkiye görmek istiyoruz. İnsanların, beğenmedikleri düşünceleri linç etmek, ülkeden kovmak, hakaret etmek, kavga etmek yerine, medeni insanlar gibi konuştuğu ve kendi tezlerini sunduğu, hiç bir konuyu tabulaştırmadığı bir toplum görmek istiyoruz. Oluşturulan güvensizliğin ve korkunun, bu linç ortamının, her türlü demokratik hak talebinde karşımıza çıktığını ve çıkacağını, bunun tek bir görüşe ve gruba değil, herkese karşı olduğunu ve bu sebeple her bir ifade özgürlüğü ihlalinin, ifade edilmesi engellenen düşünce her ne olursa olsun, herkesin meselesi olduğunun bilincindeyiz. Bu sebeple, tüm bireylere, buna karşı çıkması ve asıl iktidarın oyununa gelerek linç ortamının bir parçası olmaması, aksine bu linç ortamına karşı hoşgörüyü ve ifade özgürlüğünü savunması için çağrıda bulunuyoruz. Tartışma programları, teması gereği çeşitli düşüncelerin ifade edildiği ve tartışıldığı programlardır, bu programlarda insanlar düşüncelerini söylerler. Tıpkı siyasi partilerin amacının belli bir program çerçevesinde düşünceleri savunmak ve yeterli oyu alırsa bunların icraatını yapmak için kurulduğu gibi. Ancak en baştan belli düşünceler yasaklanmışsa, nasıl bilebiliriz, nasıl buna demokrasi diyebiliriz, buna nasıl tartışma deriz! Üstelik, düşünceler ifade edilmediğinde ortadan kaybolmaz ki! Platonik aşklar gibi, içinizde büyür de büyür, gittikçe bilenir, yasaklandıkça radikalleşir. Bunu da çok iyi biliyorsunuz. Biz DTP'nin, AKP'nin, Lambdaİstanbul'un, Youtube'un kapatılmasını istemiyoruz. Kapatmaların hiçbir şeye çare olmadığını biliyoruz. Sorunlarımızı demokratik yollarla çözmek istiyoruz. İfade özgürlüğünün önünde engel teşkil eden 301. madde gibi yasaların kaldırılmasını talep ediyoruz Televizyondaki kız, talihsiz cümlesini kurmadan önce, "Başıma bir şey gelmeyecekse..." demiş. Onun başıına "bir şey" geldi. Biz yine de onun gibi başlayalım cümlemize: Başımıza bir şey gelmeyecekse, ifade özgürlüğü istiyoruz.
__________________________________________
*Facebook'ta açmış olduğum "Başıma bir şey gelmeyecekse, ifade özgürlüğü istiyorum" isimli grubun girişine yazdığım metin.

1 yorum:

  1. "Söylediklerinizi desteklemiyorum; ama düşündüklerinizi söyleme hakkınızı sonuna kadar destekliyorum." Voltaire'ın bu sözü gerçekten de yerinde bir söz.
    Özgür düşüncenin ifade edilmesinde çıkan karışıklıklar yüzünden düşüncelerimiz kapalı bir kutu içinde (içimizde) kalıyor. Bunu aşmak belki uzun sürebilir bu ülke için ama bu görüşümü açıklamadan önce bende "Başıma bir şey gelmeyecekse..." demek istiyorum.

    YanıtlaSil