20080512

Tuhafiyecinin Yeni Dükkanı

Büyük kurumlarda çıkan RİVAYETLERden söz ediyorum. Bilmem kimin başına ne geldiğine dair bir rivayet yayılır; daha da kötüsü günler, haftalar, aylar önce duyduğun bir şeyin doğru olduğunu öğrenirsin. "Yirmi yılını o kuruma vermiş olan Joe Baba işten çıkarılacakmış, ya da hepimizi işten çıkaracaklarmış" gibi, her zaman da DOĞRU ÇIKAR.

CHARLES BUKOWSKI (Sıradan Delilik Öyküleri)

Zor zamanlardı, zor olmasının sebebi de belli idi, alıştığımız gibi, bildiğimiz gibi yaşamak yerine sorular sormak zorunda kalmıştık ve bu sorular öyle noktalara varmıştı ki, yeninin doğumunun sancısı kaplamıştı her yeri. Bu sancı zaten hâlâ devam eden ve yeni olana ayak direyenler için daha da şiddetli.

Yine de yapayalnız hissettiğinizde, kimselere hiçbir şeyi anlatamıyor olmanın verdiği sıkıntı ile anlatmaktan yorulmak, bıkmak, usanmak işten bile değildi!

Yine de gazete sayfalarında, okuduğunda, o kadar da haksız olmadığını söyleyebilecek, o kadar da yalnız olmadığını gösterebilecek birilerinin olması güzeldi. Tam da bu yeniyi savunan bir yazar, o doğmakta olanı görmüş, siyaset alışkanlıklarına, siyasetin kalıplaşmış taraflarına aykırı düşmüş köşesinden sesleniyordu. O sesi duyanların kimi orada kendilerinden bir parça görebiliyordu, kimiyse, demokrat olmanın bedelini ödetiyordu ona, kimi zaman köşeleriyle, kimi zaman sözleriyle saldırarak.

Hatta insanlar ona da saldırdıklarında, ona da AKP'liliği, şeriat sempatizanlığını, PKK'liliği ve daha pek çok kendilerince olumsuz sıfatı yakıştırırken, o kendisini demokrat olarak tanımlamaktan, çizgisinden vazgeçmedikçe, ufak zaferler kazanırken gittikçe yabancılaştığı, ötekileştiği gazetesinde, o ufak zaferlerin tadını alır gibi oluyorduk!

Sonra hiç bir söz duymadan yok oldu, haftalarca, ne ses geldi, ne seda! Köşesi boş kalmıştı, gazetede pek çok yazar kendilerince doğru bildiklerini anlatırken, mesela bir yazar 1915'e kendince resmi tarihten bile beter yorumlar yazarken, mesela gazete "şeriat geliyor" propagandası yapabilecek noktalara düşmüşken, mesela gazete artık promosyonlardan medet umarken, onun köşesi, belki de gazetedeki en değerli 2-3 değerli, okunası köşeden biriyken o köşe, boştu!

Derken kendi gazetesindeki başka bir yazarın bir Cumartesi yazısında, satır aralarını okumayı bilenler onun gazeteden ayrılış haberini gördüler. Bekliyorlardı. Bunun bu gidişle önünde sonunda olacağı belliydi ya, yine de tatsızdı. "Daha fazla kalmaya tahammülünün kalmadığını sonunda ilan" ediyordu.

Neyse ki öğreniyoruz ki, yazılarını artık, demokrasi misyonu üstlenmiş, henüz daha çok genç bir gazetede, Taraf'ta okuyabileceğiz.

Kim bilir, tuhafiyeciler belki yeniden buluşur bir gün? Bu kez daha fazla tuhafiyeci bir araya gelir ve o çarşılar, o ayakların alıştığı, kalitesiz mallarıyla, hileleriyle, yalancı-dolandırıcı tüccarlarıyla ayakların alıştığı çarşılar yerine yepyeni sokakları yepyeni dükkanlarıyla doldururlar, yepyeni çarşılar kurarlar kente! Sonra kimse gitmez olur o eski yerlere...

Belki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder