20080427

CHP, soldan bir parti var uzakta...

Baykal, kurultaylarında "bu kurultay hepimize particilik dersi, siyaset dersi verdi’ demiş, bir ders verdiği kesin, ancak bu ders, CHP'ye dair umutlar besleyenleredir umarım, zira daha kurultay sürecinde asılan afişler, kurultay sürecinin kendisi ve Baykal'ın kurultayın hemen ardından yaptığı konuşmalar ve internet sitelerinde yayınlanan bildiri, mecliste bulundukları 6 yılı göz ardı etsek bile tek başlarına soldan ne kadar uzaklaştıklarını, demokrasiyle bağdaşan görüşlerinin kalmadığını apaçık ortaya seriyor.

Konuşmanın bir yerinde Baykal, "Amacınız tarihle, cumhuriyetle hesaplaşmaksa, eğitimi o yönde yapar, Türkiye'yi büyük sıkıntıya sokarsınız..." diyor! Tarihle yüzleşme, tarihimizi öğrenme ve üzerine tartışabilme çağrıları yaparken biz, söylenen bu söz kafamızı karıştırıyor. Eğitimin ne amaçla yapıldığı zaten ortada, Cumhuriyet yılarının başında son bulan (kemalizmin tarihin sonu?) eğitim resmi bir tarihin ezberletilmesinden ibaret. Sorgulamaya tamamen kapalı meseleler... Elbette Baykal da bilmiyor değil, İttihat ve Terraki döneminden beri, CHP olmayan partileri seçti halk hep. Tarihle keşke kendisi yüzleşebilse. Tarihimizle yüzleşmemiz, Türkiye'yi sıkıntıya sokmaz, bir adım ileri taşır, ancak sıkıntıya sokacağı kişiler vardır elbet, kanlı bir tarihin, demokrasi karşıtı bir tarihin mirasçılarıdırlar kendileri.

Ondan sonra Laiklik üzerine büyük laflar buyuruyor. "Laiklik islamiyetle güzel, islamiyet laiklikle çok güzel" diyor. Tabii, böyle bir fikre nasıl kapıldı bilmiyoruz, çünkü herhangi birimiz laik bir ülke göremedik. Laikliği savunan (!) bu parti, daha bir kaç hafta önce gayri müslim yurttaşlarımız için "yabancı" kelimesini kullanıyordu, onları bu ülkenin bir parçası saymıyorlardı. Daha bir kaç gün önce verdikleri ilanlarda "Din de bizim!" yazarak dini kendilerinin ilan eden de onlardı. Şimdi de çıkmış laiklikten söz ediyorlar. Yahu laiklik nedir, Türkiye laik midir? Yahu bir açın okuyun. Sonra da, "Dinin, bağnazlık, düşmanlık, hoşgörüsüzlüğe dönüşmesini istemiyorsan laikliği koruyacaksın" diyor, ne yapacağımızı söylemesine müteşekkiriz, ancak laikliğin düşmanlık, bağnazlık ve hoşgörüsüzlüğe dönüşmesine karşı neyi koruyacağız, bunu da söyleseydi içimiz rahatlardı. Bize demokrasi gibi geliyor ama bilmem katılır mı fikrimize...

Ardından 1 mart tezkeresi ile övünüyor. CHP 1 mart tezkeresinin meclisten geçmesine engel olarak önemli bir iş yapmıştır. Ancak bu yaptığı nadir olumlu hamleyi hemen ardından savaşın ve işgalin en önemli savunucusuna dönüşerek ortadan kaldırmıştır. Zira seçimlerde en önemli vaatlerinden biri Kuzey Irak operasyonudur. CHP, savaş karşıtı olduğundan değil, dönemde yükselen savaş karşıtı hareketten kendisine pay çıkarmak için bu hamleyi yapmıştır. Oysa savaş karşıtı hareketin odağı bugün sosyalist partilerdir. CHP ise oradan kendisine pay çıkmayacağını anlayınca milliyetçi-saldırgan kimliğine yeniden bürünerek savaş yanlısı olmuştur. Zira bugün savaş karşıtı eylemlerde CHP'nin varlığına raslamak mümkün olmamaktadır.

Hemen ardından, Kürt yurttaşlarımız diyemiyor da, "Kürt kökenli vatandaşlarımızın..." diyor "...bütün sorunlarına sahip çıkacağız" Efendim, Kürt kökenli yurttaşlarınızın seçmiş olduğu partiyi görmezden gelerek, "terörist" ilan ederek mi yapacaksınız bunu. Kusura bakmayın ama, size kimseler inanmaz. Önce Kürtlerle konuşabiliyor musunuz, onların yüzüne bakacak haliniz kaldı mı bunları sorgulayın.

Sonrasında da, "Kendi içimizde CHP'yi değil de, şu iktidarı hedef alsak daha doğru olmaz mı?" diye bir cümle kuruyor Baykal. Hayır, olmaz. Bugün Türkiye'de iki tane odak vardır, sosyal devlet karşıtı odak AK Parti ve demokrasi karşıtı odak CHP. Bu iki parti ancak birbirleriyle varolabilirler. AK Parti demokrat olduğu için değil, demokrasi karşıtı CHP'nin karşısında olduğu için savunulmakta, CHP ise sosyal demokrasi kavramı ile uzaktan yakından ilgisi olmadığı halde AK Parti gibi insanları kaygılandıran bir partiye duyulan öfkeden pay çıkarmaktadır. Ülkeyi korku ve düşmanlıkla yönetmek isteyen bu odaklar, solcu, özgürlükçü, demokrat herkesin karşısında olduğu yapılardır. İkisine de karşı koymak ancak gerçek bir muhalefettir, çünkü ikisi de aslında birdir, birbirlerini var etmektedirler.

Bugün, solun tek çıkış noktası, demokrasiyi ve sosyal hakları bir arada savunabilecek, toplumsal barışı ve adaleti tesis edebilecek, korku ve düşmanlığın yerine, umudu ve bir arada yaşam kültürünü savunabilecek özgürlükçü sosyalist siyasettir. CHP'nin de, AKP'nin de alternatifi vardır, bu alternatifi hep beraber kurmak zorundayız ve bu kuruluş herkesin emeğine açık bir platformda olmalıdır.

22 Temmuz sürecinde, Ufuk Uras ve Baskın Oran kampanyaları bize halkın da bu demokratik, özgürlükçü sol arayışın içerisinde olduğunu gösterdi ve şimdi mecliste bir milletvekilimiz var. Biz, bu varolan milliyetçi, sosyal devlet ve demokrasi karşıtı odaklara karşı kendi değerlerimizi, yani özgürlüğü, demokrasiyi, eşitliği, savaş karşıtlığını, çevreciliği, sınıf dayanışmasını, feminizmi, birarada yaşamı inatla savunduğumuzda, halktan da karşılığını almaktayız.

Şimdi, bu yönde emek vermenin zamanıdır...

______________ *Resim: Karşı Devrim, ExtraMücadele, Ben Türküm koleksiyonu (1998) http://www.extramucadele.com/default.asp?KID=4

*Radikal Genç - 27 Mayıs 2008 (Kısaltılmış)

1 yorum:

  1. Stopped by when I found an old comment you made at my blogger site. I'm going to put this into a translator, but sometimes those things give back nonsense instead of what is really written.

    Glad to see you writing! Stop by sometime and say hello.

    Gayle

    YanıtlaSil