20080315

Halka rağmen ama kimin için?

Dillere destan demokrasimiz yeni bir ilke daha imza atıyor anlaşılan. Daha temmuz ayında halkın %47sinin oy verdiği bir partiyi kapatmak için dava açmak, nasıl bir zihniyetin ürünü anlamak mümkün değil. Bu habere sevinecek pek çok insan olduğunu da biliyorum ancak halkın oylarıyla meclise giren iki partiyi kapatmak isteyenler, acaba halkı mı kapatmak istiyor diye de sormak geliyor içimden. "%47 AKP+%6 DTP" demek ki anayasaya aykırı partilere oy veriyor. Peki halkın %52sini karşısına alan bir anayasa mevcutsa, bu anaysa demokratik bir ülkede ne kadar meşrudur, bunları sorgulamak gerek!

Sorgulanması gereken başka bir mesele de, 5 yıldır tek başına iktidar olan AKP'yi, tam da Ergenekon operasyonunun ardından kapatmak istiyor olmaları. AKP 5 senedir iktidarda. Yahu nasıl olur, biz 5 sene boyunca kapatılılarak demokrasiyi sekteye uğratacak kadar tehlikeli kadrolarca mı yönetildik?

Türkiye artık partileri kapatarak çözümler arayan bir ülke olmaktan çıkmalı, tüm siyasi sorunların çözümü için askeri veya hukuki şiddet uygulamaktan vazeçilmeli. Üstelik, kendisini halkın iradesinden üstün gören kurum ve kişiler de, bu bakış açıları üzerine özeleştiri vermeli.

Bugüne kadar AKP fraksiyonundan gelen pek çok parti kapatıldı ve bu partiler her defasında daha da güçlenerek yeniden kuruldular. Tıpkı Kürt hareketinin sürekli kapatılan partileri gibi. Türkiye'nin tarih için kısa sayılabilecek çok partili meclis dönemi, 28 adet parti kapatma olayı içeriyor. Bunun şimdiye kadar ne gibi çözümler sunduğu ortada -koskoca bir hiç. Çözüm sunmak bir yana dursun, aksine, demokrasi geleneğine ve demokrarik faaliyetlere zarar vererek antidemokratik bir ortam oluşmasına sebep veriyor. Gerçek bir demokrasi, şiddet ve ayrımcılık içermediği, insan haklarına aykırı olmadığı sürece her türlü fikrin savunulabildiği bir ortam olmalıdır.

AKP savunulacak yanı olmayan bir parti olabilir. Ancak, gericilik de, liberalizm de parti kapatma yoluyla değil, aksine halkı alternatifsiz bırakan anlayışlardan vazgeçerek, alternatiflerini inşa etmek için şimdiden emek vermeye başlayarak savuşturulacak. Eğer bu alternatifi oluşturamazsak ismi ister AKP ister ABC olsun, oylar yine aynı yerlere gidecek. Bu alternatif elbette halkından korkan, halkın oy verdiği partileri kapatmaya yeltenen, halka rağmen ancak kimin için politika yaptığı belli olmayan zihniyetlerle değil, Türkiye ve Dünya'ya gerçekçi bakış açılarıyla bakan ve günümüzde devletin meşruluğunu ancak ve ancak gerçek bir demokrasinin sağlayabileceğini kavramış kişilerce kurulacaktır.

Bugün AKP'yi durdurmak ve geriletmek pek çok partinin hedefi. AKP'yi hiçbirimiz istemiyoruz. Ancak biz AKP'ye karşı mücadelemizi, yargı yoluyla değil, demokrasi yoluyla vermek istiyoruz. AKP'yi kapatma davası, özgürlüklerden yana olan herkes için bir turnosol kağıdı olacak ve kimin demokrat-kimin anti-demokrat olduğunu ortaya çıkaracaktır: Parti kapatma davası AKP gibi karşı olduğumuz bir partiye açıldığında ne tavır alacağımız bizim demokratlığımızın ölçüsüdür.

2 yorum:

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar;

    Sorgulanması gereken bir şey daha var aslında. 5 yıldır iktidarda olan partinin kapatılma davasının süreçleri acaba geçen 5 yıl içerisinde neden yoktu? Ya işini daha iyi yapıyordu ya da başka bir şey.

    Geçen 5 yıllık süreçte demokrat mıydı peki? Bu yeni farkedilen bir durum ya da sadece belirli bir süre ayakta kalabilen bir parti AKP(!)

    "Türkiye artık partileri kapatarak çözümler arayan bir ülke olmaktan çıkmalı" demişsiniz. İyi ama yeni partiler kurulamıyorsa, iktidarda olan ya da hakimiyeti daha baskın olan partiler ayakta kalır. Yani AKP'nin kapatılması olayını sürekli masaya yatırmak yerine; daha sosyalist, demokrat ve liberalizmde lider bir partinin sağlamlaştırılması ile de bu problem çözümlenebilir bence.

    Eğer ülkenin geleceğinin kötüye gitmesi gibi olası bir durum varsa, bunu partinin iktidardaki sürecine değil günümüz şartlarına dayandırmamız gerek diye düşünüyorum.

    YanıtlaSil