20080323

Bahar Temizliği

Mart'ın sonu yaklaştıkça yepyeni heyecanlarıyla bahar geliverir. Sadece yeşeren çiçekleri, uçuşan polenleri ve ılık yağmurlarıyla doğa değildir ki heyecanlanan. Tüm yasaklara rağmen ateşlerin üzerinden atlayarak baharın gelişini zılgıtlarla kutlayanlar, "w"larıyla birlikte doldurur meydanları ve öbür yanda dirilişin anısını kutlamak için paskalya çörekleri hazırlayanlar doğanın dirilişiyle Mesih'in ölümünün üçüncü gününde dirilişinin bir araya geldiği o gizemli günün anısını yaşatırlar.

İstanbul'lu sinemaseverler Mart sonunda Emek ve Rexx sinemasının önünde, görmeyenlerin inanamayacağı kadar uzun kuyruklar oluşturarak, Nisan gelir gelmez bir seanstan diğerine koşarak takip edecekleri filmlerin biletlerini almayı beklerler, hem de saatlerce. Sonra İstiklal caddesini ellerinde festival kitapçıklaryla koşturan, yorgun gözlü insanlar doldurmaya başlar, onları seans aralıklarında büyük adımları ve hızlı yemek yiyişleri ile tanırsınız hemen.

Mayıs'ın ilk günü kutlanacak İşçi Bayramı ile ilgili hazırlıklar başlar daha nisandan, nerede yapılacağı, önceki 1 Mayıs'ların anıları konuşulur. Sonra insanlığı var eden işçiler, emekçiler ve artık sadece işçileri değil, onlarla birlikte tüm ezilenleri de kapsayan bir isyan günü, bir başkaldırış bayramı olan 1 Mayıs kutlanır kalabalıklarla meydanlarda.

Bir yandan da, en büyük doğa katliamlarından biri olan Çernobil felaketinin yıldönümünde, 26 Nisan'da, doğanın tam da uyandığı bu günlerde, ülkemizde de birden çok nükleer santral kurmak isterlerken, en renkli ve canlı halimizle sokaklara dökülmek, ne güzeldir, ne anlamlıdır. Yıllardır Kadıköy'ü doldurur çevreciler bu büyük felaketin anısıyla, "Bir Daha Asla" diye bağırmak için, o felakete kurban verdiğimiz Kazım Koyuncu'nun şarkılarıyla.

Ulusal bayramların en anlamlısı olan 23 Nisan vardır bir de, hem çocuk bayramı olması açısından hem de henüz tamamlanmamış olan Demokrasi devriminin bir başlangıcı olarak düşünebileceğimizden... Ne yazık ki bu sene epey buruk olacak içimiz o gün, meclisteki iki partiye kapatılma davası açıldığını gördükçe, ülkede demokrasi denen meselenin bir türlü içselleştirilememesinin verdiği rahatsızlık sürdükçe ve tarihimiz pek çok olay gibi o günün hemen ardından gelen 24 nisan'la da bir kez daha yüzleşememişken.

Bir de bahar denince akla ilk gelen Bahar temizlikleridir, kışın evlere doldurduğu pislik, çamur, bahar güneşini temiz karşılamak isteyen insanlarca temizlenir, herşey yepyeni olur bu uyanışla birlikte. Bu gelenek, yüzyıllardan beri süregelir, öyle ki ne kadar eskiye dayandığı bilinmez.

Şimdilerde Türkiye'de geç kalınmış bir bahar temizliğini yaşıyor. Ta İttihat ve Terraki kadrolarından beri varlığını sürdüren demokrasi düşmanı güçlere karşı başlatılan operasyonlar sürerken, devletin arka bahçesindeki bu temizlikle birlikte, artık demokratmış gibi yapanlar da, güvendikleri dağlara karların yağmasıyla güçlerini kaybedecekler. Ergenekonun çökmesi ve ergenekonun içinde bulunan herkesin de cezalandırılması tam da bu parti kapatma davaları ortadayken umut verici.

Ancak bir kez daha, olayın bu kadarla kalmamasını istiyoruz. 28 Nisan'da görülecek olan Hrant Dink cinayeti davasından bu kez gelişmeler bekliyoruz. Üstelik Jandarma da "şok edici" ifadeler vermişken...

Bu baharın demokrasi baharı olması dileğiyle...

1 yorum:

  1. Yazdıklarınızın üzerinden tam 3 ay geçmişde olsa 1 Mayıs İşçi Bayramı'nın pek de hoş geçmediğini bilirsiniz.

    Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel'in “geçen yılki 1 Mayıs kutlamaları için Taksim’e çıkmak isteyenlerin pek hoş şeyler yaşamadığının hatırlatılması ve bir olay yaşanırsa sendikaların bir sorumluluğu olup olmayacağının” sorulması üzerine şunları söyledi:

    “Ne yaralanma ne şiddet gösterisi olmasını istiyoruz. Türkiye şiddetsiz sorununu çözemez mi? Nevruz’u kutlarız şiddet, bayramı kutlarız şiddet, eylem hakkımızı kullanırız şiddet.
    Polis şiddet kullanır, jandarma şiddet kullanır. Niye şiddet? Bu sorunu Türkiye aşmak zorunda.
    Türkiye uygar ülke olma yolunda hızla ilerlediğini iddia ediyorsa, demokrasinin önündeki bütün engelleri aşıyor ise niye şiddet sorusunun cevabını bulmak zorundayız.
    Karşınızdakiler şiddete başvurursa, siz bunun karşılığını verirsiniz. Ama biz şiddete başvurmayacağız diyoruz.
    Tam tersine, bize şiddete başvurulması halinde bile yanağımızın diğer yönünü çevireceğiz diyoruz.”(alıntı)

    YanıtlaSil