20080126

Öyle güzelsiniz ki...

Ekrana öylece bakıp duruyorum, birşeyler yazdım ama inandırıcı gelmedi, sildim. Birkaç günün gazeteleri bir yanda yarı okunmuş biçimde birikmiş, epey bir süredir bitmemiş olan roman, artık son 100 sayfası falan kaldığından mı bilinmez, direnmekte, kitap eklerinden listelere yeni kitaplar eklenmekte ama okuyan kişi bu hızla hiçbir şekilde o listelerin ucuna yetişememekte.

Gazetelerin en güzel iki kadını Perihan Mağden ve Ece Temelkuran'dır. Diğer tüm okuduğum, sevdiğim yazarlar vs. bir yana ama o ikisi öyle güzel zamanlarda öyle güzel dillerle yazarlar ki yazılarını, bu kadar güzel olunabilir ancak. Hani Pistols'ın bir şarkısında var ya, "Biz çöp kutusunda açan çiçekleriz" diye, tamam abartmayayım en iyisi ama Doğan'ın gazetelerini düşününce...

Bu sebeple gitmişlerdir, kanlı bayrak olayında da gerekli tepkiyi vermişlerdir. Olayın bu çocukların ruh sağlıkları hakkında bilgi verdiği kadar, çarpık eğitim sistemimiz ve toplum olarak gençlikten hastalıklı beklentilerimiz konusunda da bilgi verdiğini yazmışlardır. Perihan Mağden insanları vicdan sahibi olmaya ve samimiyete çağırmış, Ece Temelkuran, nasıl da çocuk kanları üzerine kurulu bir dünyada yaşadığımızı anlatmıştı.

Bu tepkiler de totem ve tabu seviyesindeki kimi insanlarımızın "duyarlılıklarına" dokunmuş, bu bence her psikoloğun da psikopatolojik olarak niteleyeceği durumu sahiplenmek için ulusalcılar benim bu sevgili iki yazarıma "Çirkin Kadınlar" lakabını uygun görmüşler.

Cumhuriyet mitingleri döneminde, gazetelerde haberlere konan fotoğraflar vardı. İşte, Cumhuriyet kadınları muhabbeti ortaya çıkmıştı. Güzel kızlar, üzerlerinde kırmızı t-shirt ve beyaz pantolonlarla ve elbette bayrak taşıyan kızlar, onuncu yıl marşı söyleyerek o "çirkin" karafatmalara göz dağı vermekteydiler. Cumhuriyetin en güzel kızlarıydı onlar... Sadece türbanlılara mı karşıydılar? Cumhuriyet, yıllarca meydanlarda, mitinglerde slogan atan emekçi kızlarını hep çirkin görmüştü, onları biber gazlarına, işkencelere, tecavüzlere layık görmüş, "solcu bacı" diye karikatürize etmişti. Şimdiyse nihayet cumhuriyetin "güzel" kızları eylem yapıyordu!

Böylece güzelliği ulusalcılar kendi tekellerine aldılar! Bu bakış açısıyla bayrak taşıyan kız güzelse, içinde bayrak geçen herhangi bir şeyi eleştirmeye kalkan da "çirkin"di.

Bunu yapan da -bir zamanlar iki taneyken şimdi bir taneye mi düşmüş ne- Tercüman isimli bir gazete. Dincilerin hedef gösterme yeri nasıl Vakit'se, demek ki ulusalcılar için de bu gazete çalışıyormuş. Kendi kafalarında bir okur kitlesini de kafalamışlar ki, ne yorumlar öyle.

Neyse, o yorumlar konusunu açıp da sinirlerimizi bozmaya gerek yok. Hem hazır Kerinçsiz de içerideyken nihayet ulusalcı terör örgütüne karşı da şimdilik güzel görünen girişimlerde bulunulurken, işte ulusalcılığın pohpohlayıcıları yine ağlarına düşürdükleri halka birilerini hedef gösteriyor. Bu tarz hedef göstermeler, acaba sansürcülüğe girmeden bir şekilde önlenemez mi? Gazetecilik etik kurulu tarz da bir yer yok mu acaba?

Perihan Mağden, Ece Temelkuran, "Bayraklar elimizde, türbanlar dilimizde, haydi ordu göreve göreve" cumhuriyet kadınlarından da, "sözde değil özde" cumhuriyet kazanımlarına sahip çıkanlardan da, katillerle bayraklı fotoğraflar çektirenlerden de güzelsiniz. Onlar ne derlerse desinler, öyle güzelsiniz ki...

_____________________________________________ Not: Ben bu blogdan "Midas'ın kulakarı eşek kulağı" diye boşluğa sesleniyorum sanarken, meğer orada yetişen kamışlar benim çığlığımı rüzgara katıp bir yerlere taşıyormuş! 13 Kasım 2007 tarihli yazım Agos'un bu haftaki sayısında Okurdan adlı köşede yayınlanıverdi, benim için de süpriz oldu doğrusu. Hrant Dink'in gazetesinde bir yazı yayınlamış olmak çok güzel elbette...

1 yorum:

  1. Perihan Mağden ve Ece Temelkuran'ın yazıları gerçekten de çok güzel. Önemli köşe yazarlarından ikisi.
    Onlarla ilgili bazı haberler tabii ki de pek hoş olmayan şekilde ortaya çıkmıştı (o yorumlar konusunda). 'Çirkin' suçlamalara rağmen onlar hala o 'Güzel ' köşe yazıları ile devam edecekler, kim ne derse desin.

    'Not'unuzda belirttiğize göre boşluğa seslendiğinizi sanıyormuşsunuz.

    Bence bu şekilde düşünmeyin, çünkü yazılarınız gerçekten çok güzel ve okunası yazılar.

    13 Kasım 2007 tarihli yazınızın 'Agos Gazetesi'nde yayınlanmasına sevindim. Yayınlanan yazınızı da bloğunuzdan okudum ama onun yorumu ayrı :)

    YanıtlaSil