20080117

Bu bir ilüzyon ya da...

Kadıköy'de ana caddelerin birinin duvarına sprey boyayla yazmışlar, nasıl bir ruh halindeydiler, ne düşünüyorlardı çıkarsamak mümkün değil, zaten ilk başta anlamsız gibi duruyor ya da "rasyonel zihin" anlamsız bulmaya zorluyor bizi.

"Bu bir ilüzyon ya da ilüzyon"

Ne zamanlar ama! Eğer ölmüş olsaydı ne etnik kökenine, ne ana diline, ne telsizde yaptığı çevirilere, ne gençliğinde resmi bir partinin, mecliste temsil edilen ve %6 oy almış bir partinin gençlik örgütünde yer almış olmasına bakılmadan "kahraman şehit bir mehmetçik" ilan edilecek bir genç, sadece savaşta öldürülmediği için ömrü boyunca hapis yatacak, sonuçta yine de hayatı alınmış olacak! Öte yanda bir grup lise öğrencisi, 20 tane, haftalarca parmaklarını kesip akan kanları biriktirecekler ve onlardan bir bayrak yapacaklar, sonra da ölmek istediklerini "şahadet makamına erişmek" gibi süslü laflarla bildirecekler, sonuçta ülkenin yabancı sermayeye ait gazeteleri bunu manşetten "ülkemizin gurur duyulacak gençleri" diye yayınlayacaklar. Ülkenin suya sabuna dokunmayan psikoloji örgütlenmelerinden biri bile çıkıp bu durumun patolojik olduğunu söylemeyecek!

Yok yok, bunlar ilüzyon olmalı. Çünkü aşağılardan görebileceğiniz, Agos'la ilgili yazıma konu olan "Akıllı Tahta" yazısına dava açılmış. Tam da 19 Ocak yaklaşırken ve bizim canımız acırken bu denli. Sanki, amaçları bu ülkede yaşayan her ermeniyi, her sosyalisti, her muhalifi güvercin ürkekliğinde yaşatmak ve sonra da öldürmek! Fazıl Say gibiler gidiyor bakın siz de çekip gidin der gibiler ama nereye gidelim, nereye?

Hep böyle mi olmak zorunda? Bir yerde çocuklar kandan bayrak, diğer tarafta başka çocuklar çamurdan dağ, taştan mayın, öbür yanda hiç bir zaman büyüyememişler oyuncak BBG kameraları, toplar, tüfeklerle mi oynamak zorunda? Ne zaman el ele tutuşacak bu çocuklar ve ne zaman Türk çocukları ve Kürt çocukları ve Ermeni çocukları bir arada oynayacaklar oyunlarını, içerisinde kan geçmeyen, tüfek geçmeyen...sonunda kimsenin kimseyi öldürmediği, çocukların öldürülmediği oyunlar?

Oyunun kurallarını baştan koyalım!

Soruların cevaplarını verelim. Önce kendimize soralım bu soruları: 19 Ocak'ta ne olmuştu? Peki ya 6-7 Eylül'de, 24 Nisan'da. Hadi bunların cevabı çok zor, peki 12 Eylül'de ne olmuştu? Maraş'ta, Sivas'ta, Susurluk'ta... Ne olmuştu sahi? Kimse bunların cevabını verdi mi? O halde oyunumuzun kuralı bu olsun mu? Peki iki hafta önce Diyarbakır'da ne oldu? Onun cevabını da verirler mi? Bu cevaplar verilsin mi?

Sanırım biz bu oyunun kuralları değişene kadar mızıkçılık edip duracağız. Bizleri sokaklarda görecekler o güne kadar, sokaklarda, bloglarda, gazetelerde... Ama oyunu bırakıp gitmeye hiiiç niyetimiz yok. Bu oyunu bozmaya niyetliyiz biz!

Bu bir ilüzyon, gerçek, tarafsız, doğru diye anlatılanlar, bu oyun... Duvara o yazıyı yazan haklı. Bu bir ilüzyon ya da ilüzyon!

1 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı.
    Hrant Dink'in, Uğur Mumcu'nun ölümyıldönümleri yaklaşıyor..
    Öte yandan 10'u kız, 20 öğrenci askere gidip şehit olmak istiyor. Ne garip bir akıl bu ya!!!
    Ama sunu ekleyelim; köpekler istedi diye güvercinler yere inmez... :)
    Saygılar..

    YanıtlaSil