20080109

ABD Barış İsteyen Herkesin Düşmanıdır!

Abdullah Gül ile Bush'un görüşmesinden çıkan sonuç burjuva gazetelerinin manşetlerine yansıyan habere göre şu: "PKK Barış İsteyen Herkesin Düşmanıdır!". Buradan ABD'nin barış isteyenlerden olmadığını bilen biri olarak, toplantıda Abdullah Gül'ü geri çevirdiği ve aslında PKK'yi düşman olarak görmeyi reddettiği sonucunu çıkartmak istiyor olabilirsiniz, ne yazık ki durum bundan bile kötü!

Birkaç ay önce, ardarda askerlerin öldürüldüğü günlerde, basında PKK'nin ABD yardımıyla güçlendiği fikri savunuluyor böylece ABD karşıtlığı yükseliyordu. Hatta, Türk bayrakları ile yapılan eylemlerde yer yer "Mehmetçiğin Katili ABD" gibi pankartların taşındığı gözümüze çarptı. Bu süreçte, gazeteler ABD'ye karşı yazılar yazıyor, sermayeye tapınan köşe yazarları kimilerini şaşırtacak biçimde ABD'ye kafa tutuyordu. Hatta başbakan bile ABD'ye göz dağı veriyordu hesapta!

Tabii ki, yükselen ABD karşıtlığı, anti-emperyalist ve kapitalizm karşıtı bir temada değil de, DTP binası yakma, TKP binası taşlama(!) milliyetçiliğinde olduğu için, ortamı yaratan medya tarafından aynı hızda söndürüldü. Şimdi bir kez daha dostumuz ABD başkanı ile yan yana yürüyor cumhurbaşkanımız, çünkü "Barış İsteyen Herkes" olarak onlar PKK'ye karşılar.

Barış isteyen Gül, Bush'a ne anlatmış olabilir. Mesela, birkaç gün önce Diyarbakır'daki bombalamada ölen çocukları mı? Doğrusu bunu söylediyse, Bush'un içini parçalamış olamaz. Kendisi de çocukların ölümü konusunda epey kıdemlidir. Ne de olsa babasıyla birlikte, ambargo döneminde sırf ilaçlara ulaşamadıkları için ölen 500 bin Irak'lı çocuğun bir numaralı katilleridir kendileri. Bunun haricinde, dünyadaki kapitalizmin en üstündeki insan olarak dünyanın dört bir yanında açlıktan, kıtlıktan ölenler için de sorumluluk hissediyor olmalı. Tabii, başa geçtiği günden beri işgallerde Afganistan'da, Irak'ta, Lübnan'da ölenler apayrı bir mesele. Arap çocuklarının ölümünü hiç umursamayan Bush'un Kürt çocukları için duygusallaşmış olmasının sebebi ne olabilir??

Eğer Abdullah Gül'ün gerçekten istediği barışsa, çok uzaklara gidip, okyanusları aşıp emperyalist güçlerle görüşmelere gitmesi gerekmezdi. Bugün halkın meclisinde Kürt halkının oylarıyla gelen vekillerle konuşmayı deneyebilirdi. Kürt sorununun çözümünü kürtlersiz düşünemezsiniz! Sorun, birarada yaşam kültürünün yerleşmesi ve kapitalizme karşı birarada mücadele ile gerçekleşecektir.

Yazının başında da dediğim gibi, bu sonucu farklı bir bakış açısıyla değerlendirebiliriz. Eğer "PKK barış isteyen herkesin düşmanı" ise gerçekten, bu düşmanların içinde ABD olamaz. ABD, emperyalizmin varolan en kıdemli gücü olarak dünyadaki tüm savaşların sebebi olan bir sistemin en önemli simgesidir. Barış isteyen insanların karşılarına kapitalizmi almaları gerekir, ancak kapitalizme karşı ortak mücadelemiz dünyaya barış getirebilir.

Buna rağmen PKK ile çatışmaların çözümü için, sorunun ana kaynağı olarak işaret edilebilecek emperyalizmle görüşmeye gittiyseniz, bu da kabul edilebilir, ancak ondan en azından bu topraklardan elllerini eteklerini çekip gitmelerini söylemeniz şartıyla.

Bizim binlerce satan gazetelerimiz, televizyonlarımız yok, biz bu ülkenin barış isteyen, sağduyulu insanları olarak, sokaklara çıkmak ve haykırmak zorundayız: "ABD Barış İsteyen Herkesin Düşmanıdır!" ABD ekonomisini savaş üzerine kurmuş, gelecek planlarını savaş içerikli yapmıştır. Büyük ortadoğu projesinin gerçekleşmisi için daha pek çok kanlı siyaset izlenmesi zorunludur. 20 yüzyıl boyunca durmaksızın savaşmış ve bu yüzyıla da Afganistan ve Irak işgalleriyle başlamıştır. ABD zamanımızın en büyük emperyalist gücüdür ve emperyalizm asla barış getirmemiştir, emperyalizm ancak daha fazla işgal, daha fazla sömürü, daha fazla gözyaşı getirir -ve elbette daha fazla savaş!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder