20070401

Yıksak da mı saklasak, yıkmasak da mı saklasak?

Daha önce devletin sanat üzerine ne kadar hoş ve sevecen düşünceleri olduğunu pek çok kez gördük. Mesela biz de öyle bohem hayatı sürmedi sanatçılar pek, karnı aç, başında bir dam olmadan gezmedi, öyle ki sevecen devlet babamız onlara sığınacak bir yer olsun diye cezaevleri açtı, siz bakmayın adının cezaevi olduğuna, hepsi onların iyiliği içindi, yoksa sanatçılar karınlarını doyuracak parayı bile kazanamazlardı ki bu ülkede. Mesela Sinop Cezaevi, Türkiye'nin Montmare'idir. Öyledir! "Aldırma Gönül Aldırma" parçası da Le Bohemme'e denktir...
Neden, bu hükümetle birlikte sanata bakışı değişti! Öyle ki adeta vandalist benzetmesini haklı çıkarabilecek bir hal aldı. AKM'yi yıkıp kökünden halletmek istiyorlar!
Hayır, bir binanın yıkılıp yerine daha güzelinin yapılmasını anlarım, ama önce yıkıp yerine sonra neyin yapılacağına karar veririz demenin ne gibi bir mantığı var anlayamam, anlatamam. Ama zaten son zamanlarda anlamadığım şey sayısı o kadar arttı ki, anladığım ne var diye düşününce pek az şey kalıyor geriye.
Mesela şu Kabataş fünikilerini de anlamıyorum. Efendim, şimdi bunun amacı nedir, Taksim-4.Levent metrosu ile Kabataş-Zeytinburnu tramvayını birleştirmek, ama mesela 4Levent'ten metroya binince Akbil basıyorsunuz, Taksim'de bir daha basıyorsunuz, aktarma yapıyor, Kabataş'ta bir daha basıyorsunuz, para çekiyor. Şimdi bu hesapla 4Levent-Zeytinburnu hattı iki bilet, eğer akbiliniz yoksa 3 jeton parasına geliyor. İyi de niye? Bunları akbil basılmadan aktarma yapılacak şekilde ayarlasalarmış ya!!!
Şimdi mesela bu Kartal-Kadıköy Metrosu'yla boğazdan geçen Kadıköy-Yenikapı ve tabii bunları Taksim'e bağlayan Taksim-Yenikapı Metroları her biri için ayrı para mı vereceğiz, bu doğru birşey mi bu? Bana çok saçma geliyor da! Gerçi 2010'da bitecekmiş, belki o zamana zengin olurum. (Küçük burjuva:P)
Zaten bu Taksim-Zeytinburnu hattı da sıktı:( Daha dünyada görecek ne çok yer var, gezecek ne çok yer, yapacak ne kadar çok şey ama ne az para ve vakit var! Öyle ki takıldık kaldık bir kentte ki kıpırdamak mümkün değil bir yere İstiklal haricinde. Independence Avenue: sahiden de öyle!
Şimdi ne güzeldir Beyoğlu, tam da festivalin ilk günleri, bir filmden bir filme koşan insanlar, seanstan seansa yemek molaları, biletlerini elinden çıkarmak istiyenlerle kapalı gişe filmlere bilet bulma çabasındaki insanlar.... Yazık, bu festivale katılamayan insanlara, sinemanın tadına varamamış olanlara. Yazık, bu hayatı yaşayamayanlara. Yazık banliyölere, çok yazık!
Tam da bahar başlarken, bir sürü başlangıç... Nisan da geldi, festivallerden ve İ.Ü'nün vize döneminden de anlaşılacağı üzere...
Herkese iyi pazarlar!