20071230

Bitsin artık bu yıl!

Geçen sene yeni yıla girerken farklı bir umut vardı, hemen ardı kurban bayramı olacak Noel arifesinde St.Antuan'da yapılan konuşmada o yılın daha fazla kardeşlik ve barış getirmesi temennileri yapılıyordu. Ne de olsa bu bayramların bir araya gelmesi dinler arası diyalog için bir umut ışığıydı. Belki de kimi camilerde bayram namazlarında da benzer mesajlar veriliyordu.

Hemen ardından gelen Hrant Dink cinayeti bu umutları söndürdü mü, yoksa bu cinayetin ardından gelen o yürüyüş ve cenaze töreni artık gerçekten bu diyaloğun, en azından bir kesimde oluştuğunu mu gösteriyordu? Yoksa dönüp bunu takip eden rahip cinayetlerine mi bakmalıydık, ya da kanlı ve cinayetleri öven Youtube videolarına mı? Ya da o videoların altına açık açık faşist sözler yazanlara mı, yoksa "biz de üzüldük öldürülmesine tabii ama Hepimiz Ermeniyiz demeye gerek yoktu" ikiyüzlülüğüne mi daha meşru gibi görünen kimilerince.

Yılın daha en başlarında, Hrant Dink cinayetinden bir hafta önce sanki bunun bir provası yapılmış gibi İstanbul Üniversitesinde bir takım olaylar yaşanmıştı, üç kişiye tam da final dönemi olan o günlerde saldırıda bulunulmuştu. Şimdi tam da yılın sonu, ve aynı okul bir kez daha karmakarışık oldu. Hemen ardından öğrendik ki, Pakistan'da bir siyasi cinayet gerçekleşmiş ve ülkenin demokratikleşme hayalleri suya düşmüştü. Üstelik cinayetin altında yine büyük kötünün elleri görülüyordu. (Her ne kadar, Butto ABD'nin desteklediği biri gibi görülse de bu cinayetin yine kimin ekmeğine yağ süreceği de apaçıktı) Üstelik bu cinayet, tam da okulda çıkan olaylarda dağıtılması engellenmek istenen o bildirinin hangi maskeleri düşüreceğini düşününce, o maskelerin ardında gizlenenlerin neden bu bildiriyi dağıtmak isteyen öğrencilere saldırdığını çok güzel açıklıyor. (Bildiriye ve olaylara mutlaka göz atın!)

Sonuçta bu yıl ne iyi başladı ne de iyi bitti. Yılın ortasında umutlanmaya kalktık, ufak bir sevinç yaşadık Ufuk Uras meclise girdiğinde. Öte yandan, Bin Umut vekilleri de meclise girmişti ve bunun da bir şekilde diyalog ve barış için bir adım olduğunu, bir umut olduğunu düşünüyorduk. Ah! Bırakmadılar ki! Hemen ardından medyanın ve medyadan çabucak etkilenen toplumun baskısı, hemen ardından da PKK'nin saldırıları sonucu verilen şehitler, ortaya yepyeni bir tablo koydu. Biz barış gelecek sanarken, bir de savaş geldi. Uzun bir süre biteceğe de benzemiyor

Yeni yıldan hiç hazetmedim ben. Hep çok sevdiğim o noel süslerinin kaldırılmasıyla sonuçlanan bir olaydı nihayetinde. Hatta Ermenilere özenirim 6 gün daha noeli bekleyecekler diye. (Yok yahu, Hrıstiyan değilim, deistim) Sanki bu yılbaşı arifesinde gerçekten de, böylesi bir yılın bitmesine sevinmek gerekiyordur. Ne yazık ki, yeni gelecek yıl da fazla bir umut vermiyor. Kutlayacak ağız tadı da kalmadı sanki. Ustelik o kartpostallardaki kar görüntülerine inat parıldayan güneş, Türkiye'nin bu sene de Kyoto Protokolüne imza atmamasını, hatta ABD'nin Bali'de yine bir punduna getirip geleceğe dair pek fazla söz vermemesini, dolayısıyla gittikçe gerçeğe dönüşen Küresel Isınmayı hatırlatırken.

Taksim'deki kutlamaların yasaklanması da manidar, aslında 1 Mayıs'taki gibi, illaki Taksim'de kutlayacağım diye inat edecek insanlar bulunabilir, ortalık daha da karışabilir. Dünyada zencefil ve bira kokularıyla kutlanırken yeni yıl bizde buna da azıcık biber gazı kokusu karışabilir. Zaten herşeyi birazcık acıyla karışık sevmiyor muyuz? Gececiler alışık değildir, İÜ öğrencileri bilir, buradan söyleyelim, biber gazı yerseniz sudan uzak durun, daha kötü yapar, limon iyi gelir. Atkınızı unutmayın!

Gerçekten biraz alkolün yardımıyla, biraz da saçmasapan birkaç komedi filmi veya dostların arasında, eğlenmek zorunda olduğumuz bir günü eğlenerek geçirebiliriz. Yine de, sanırım bu yıl da yeni yıl yeni yıl yeni yıl herkeslere kutlu olmayacak. İlkokul kitaplarında kalmış yaşlı büyükbaba geçmiş yıl ve ufuktan doğan güneşler gibi bir bebek yeni yıl düşlemiyoruz. Şimdilerde her yanına kan bulaşmış, yorgun ve yaralı geçmiş yıllar ve berbat bir dünyaya doğan, çığlıklar atan ve ağlayan, daha doğduğu günden ölü, fakir çocukları gibi, savaş bölgesindeki çocuklar gibi, hor görülmeye mahkum, gelecekleri ilk günden kara azınlık çocukları gibi, dünyadaki bunca savaş ve sanayi yüznden bir kolu eksik, bir bacağı eksik doğanlar gibi bir bebek yeni yıl görüyoruz gelmekte olan. Bir de elbette bebeklerden katiller yaratan karanlık...

2007 için herkese geçmiş olsun.

1 yorum:

  1. İlerde büyük bir gazetede yazacağın günleri heyecan içerisinde bekliyorum!:))

    YanıtlaSil