20070311

Pek Çok Şey: Sarhoşvizyon, Kışbahar, İstanbağdat vs.

Geçen hafta dediğim gibi, bu hafta da pazar günü Türkçe baskıya yazıyorum:) Tabii, bütün hafta orjinal baskıya tek kelime yazmayınca acaba İngilizce blog öldü mü diye de kendi kendime soruyorum, gerçi iki blogun konseptleri birbirinden çok uzak, burda fikirlerimi vs. yazarken orda daha çok günlük formatı var-dı. Vardı, çünkü taşındığımdan beri orayı düzenli olarak güncellemiyorum, bu da işlevselliğini düşürüyor. Eskiden mesela fazla blog girdisi yoksa, diyordum ki kendi kendime "gideyim birşeyler yapayım, bak sosyal hayatım durgunlaşmış, birşeyler yapayım da yazayım" falan. Şu anda ayda bir iki kere birşeyler yazdığım için öyle bir işlevi kalmadı.
Şu anda monitörüm eski televizyon moduna girdi... Arada bir, özellikle de kırık bilgisayar masası hafiften sallanınca ekran sarhoş-vizyon şeklinde herşeyden ikişer tane göstermekle kalmıyor aynı zamanda herşey parlaklık derecesi %200-300 derece yükseltilmişçesine parlak gözüküyor, düzelmesi içinse sol elimle bir tarafından tutup sağ elimle bir tokat atıyorum, böylece görüntü bir süreliğine düzeliyor. Sanırım sonunda patlama olan bir trajediye dönüştürmemek için hayatı tamir veya yeni monitör alma yollarına sapmak lazım, gerçi para yok, pul yok, daha kısa filmimin montajını yapamadım, zira önce mini-dv'yi dvd'ye çekmek lazım bu bir para, ikincisi zaten bilgisayarımda dvd-rw yok, o olsa montaj programı lazım. Zor yahu!
Tabii, yaratıcılık da başa ayrı bir dert:) Daha çektiğimiz filmin montajı bitmeden aklımdaki binbir tilki gidip kocaman kült bir uzun film olacak senaryo üzerinde çalışmaya başladı. Gerçekten çekilse olaylar yaratacak, ifistanbulda gösterilecek, sundance'e gidecek bir senaryo, bir de güzel şekilde çekilse tam süper olur. Şimdilik oturup yazmak lazım, en azından ana hatlarıyla yazarsam daha sonra profesyonel bir ekiple senaryolaştırılıp çekilebilir. Ev arkadaşım da bu filmin kısasını çekelim diyor, ama sanırım pek böyle birşey istemiyorum. Hayır, tabii ki fikri buraya yazmıyorum.
İstanbul Film Festivali, (İKSV'nin düzenlediği her organizasyon gibi) Nisan ayının en önemli sanat organizasyonu olmakla kalmıyor aynı zamanda mart ayı boyunca süren büroşür, afiş, kitapçık ve son olarak da bilet satışları süreçleriyle biz sinefilleri merak içinde bırakıyor. Zaten İFF bir anlamda noel, ya da daha çok newruz çünkü baharın geldiği onunla anlaşılıyor ve aynı zamanda havaların ısınmasıyla sinema sezonunun da yavaş yavaş bitmekte olduğu... "Kışbahar" hiç bitmediği için havaların ısınmasından anlamak gibi bir şansımızda yoktu bu sene, küresel ısınma sebebiyetiyle.
Bu yılki program da yine epey dolu ve heyecan verici. Little Miss Sunshine'ı henüz izlememiş olanlara deliler gibi tavsiye ederim. Pan's Labyrenth izlenesi. Yine running with scissors, hollywoodland ve daha pek çok film. http://www.iksv.org/film de festivalin internet sitesi.
Kadıköy'de bu hafta sonu Barış Çadırı'nda barış panayırı vardı, barış çadırı kadıköy'de beşiktaş iskele meydanına kurulmuş. Küresel BAK'ın bir organizasyonu, özellikle "Bağdat İstanbul Olsaydı" konulu sergi ilgi çekici. Hala vakit varken gidip görülmeli. Benzer bir program yanılmıyorsam İzmir ve Ankara için de yapılmakta. Aynı zamanda haftaya cumartesi Kadıköy'de meydanda Irak Savaşı'nın yıldönümü sebebiyle bir eylem var. Haydarpaşa Numune'den İskele'ye yürüyüş olacak. Herkesi savaşa karşı ses çıkarmaya bekliyoruz, aynı zamanda bu Küresel BAK'ın bir eylemi olduğu için emin olun ki yalnıza orada dikilmek ve beklemekle kalmayacaksınız, gerçekten epey ses çıkaracaksınız. (Hayır, hayır, gayet güvenli ve gürültülü) Ayrıntılı bilgi için http://www.kureselbarisveadalet.org/bak/ adresine göz atabilirsiniz.
Bu arada geçen hafta Küresel Isınmayı protesto amacıyla yapılan 5 dakikalık ışık kapatma eyleminde Türkiye'nin daha fazla elektrik harcamış olması, Kenan Evren'in anayasayı ihlalden düşünce suçlusu sayılması ve daha pek çok siyasi olaydan söz etmek bile sinirlerimi bozuyor, o yüzden girmemeye çalışıyorum bu konulara. Küresel ısınma konusunda bu duyarlılıkla daha pekçok kışbahar yaşarız gibi sanki değil mi? İlkbahar-yaz-sonbahar-kışbahar. İşte böyle.
Herkese iyi pazarlar...

1 yorum:

  1. Bence blogunuzu güncellemelisiniz.
    Ayrıca Küresel Isınmadan söz açılmışken bence kışbaharların yerini gerekli bilinçlendirme almalı diye düşünüyorum. Bana göre, bunu önlemek için tek yol da bu diyebilirim.

    YanıtlaSil